• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=100001891930624
  • https://twitter.com/Suleymanshen
  • https://www.instagram.com/ders.cografya
  • https://www.youtube.com/results?search_query=s%C3%BCleyman+%C5%9Fen+ile+Co%C4%9Frafya
Menü Başlıkları
Duyurular
Takvim

"En önemli ve en feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretle olur".           Mustafa Kemal ATATÜRK

Yeni Tehdit "Paçozluk"

Paçoz, kendi çıkarları için her yolu mübah sayan, küstah, beş para etmez, sokak kurnazı, zevzek, müptezel, basmakalıp, palavracı, rüküş, hoyrat, içtensiz, pespaye, nekes, terbiyesiz, aşağılık, ahlaksız, kalleş. Dostoyevski 'Puşlost' (Poshlost) der. Topluma musallat olan, iblis ayarlı, paçozluktur, Puşlost. İşte kitap paçozluğun hikayesi. Puşlost tüm bu kavramları içinde toplayan tanımlama. Bizde de Ömer Seyfettin'in Efruz Bey tiplemesi, Nesin'in Zübük'ü kısmen buna yakındır. Ama benim ele aldığım paçozluk süreci Puşlost'a daha yakın ve korkum o ki, bu iblis Türkiye'ye yerleşmektedir.  Paçozluğun dini, ırkı, sınıfı, cinsiyeti, ırkı yoktur ve giderek Türkiye'ye yerleşiyor

 

Yazar Alev Alatlı, kitapları ve makaleleri ile edebiyat, siyaset ve felsefe dünyamıza katkıda bulunan bir isim.

Satır arası...
Yazar Alev Alatlı, kitapları ve makaleleri ile edebiyat, siyaset ve felsefe dünyamıza katkıda bulunan bir isim. ODTÜ'de aldığı Ekonomi ve İstatistik eğitiminin ardından gittiği ABD'de ekonomi alanında araştırmalarına devam ederken; felsefe, ilahiyat, düşünce ve medeniyet tarihi üzerine de odaklandı. Yurtdışında kaldığı yıllarda okudukları ve gördükleri onun ülkesinden ve kültüründen yabancılaşmış bir ekonomiste değil; tam tersine daha fazla anlamaya ve anlatmaya çalışan bir entelektüele dönüşmesine yol açtı. Aşağıda okuyacağınız söyleşiyi yapmak için kapısını çaldığım Alatlı, yakında piyasaya çıkacak olan 'Beyaz Türkler Küstüler' isimli kitabı için son rötuşları atıyor. Yeni kitabında, Türkiye'de paçozluğun her alanda hakim olmasından duyduğu endişeyi dile getirecek olan Alatlı, Cüppeli Ahmet Hoca'dan İvana Sert'e, Ertuğrul Özkök'ten Serdar Turgut'a, Ayşe Arman'dan Rahşan Gülşen'e pek çok ismin 'paçozlaşma' olarak kavramlaştırdığı tavır ve yazılarını eleştiriyor, paçozlaşma sürecinin Beyaz Türkler'i küstürdüğünü ve eblehleşmeyi tetiklediğini anlatıyor. Alev Alatlı'nın Türkiye siyasetine ilişkin kafamızdaki eklektik düşünceleri birleştireceğini düşündüğüm yorumlarını yarın sizlerle paylaşacağım.


Hızlandırılmış kapitalizmle beraber bir eblehleşme ve paçozlaşma süreci yaşandığını belirten  Alev Alatlı, bunun Beyaz Türkler'i küstürdüğünü söylüyor. Alatlı 'İslamiyet diye bir din varsa, Cüppeli Ahmet'in konuşmaları paçozluktur. Serdar Turgut'un yazılarının kısmı azamı paçozluktur. Aklımda karısı Rana'dan başka bir şey kalmaz! Ertuğrul Özkök'ün gazetecilik yapacağı  yerde kişisel yaşamını sergiliyor olması paçozluktur. Keza Ayşe Arman'ın teşhirciliğe varan gazeteciliği paçozluk örneğidir' diyor
Yazar Alev Alatlı ile çarşamba günü Beykoz'daki evinde hayat, siyaset ve Türkiye üzerine yaptığımız sohbetten geriye aşağıdaki sarsıcı söyleşi kaldı.  

- Yeni çıkaracağınız kitabınızdan biraz bahseder misiniz? 
Beyaz Türkler Küstüler adında ve paçozluğun hikayesini anlatıyor. 

- Paçozluk kavramını açar mısınız? 
Paçoz, kendi çıkarları için her yolu mübah sayan, küstah, beş para etmez, sokak kurnazı, zevzek, müptezel, basmakalıp, palavracı, rüküş, hoyrat, içtensiz, pespaye, nekes, terbiyesiz, aşağılık, ahlaksız, kalleş. Dostoyevski 'Puşlost' (Poshlost) der. Topluma musallat olan, iblis ayarlı, paçozluktur, Puşlost. İşte kitap paçozluğun hikayesi. Puşlost tüm bu kavramları içinde toplayan tanımlama. Bizde de Ömer Seyfettin'in Efruz Bey tiplemesi, Nesin'in Zübük'ü kısmen buna yakındır. Ama benim ele aldığım paçozluk süreci Puşlost'a daha yakın ve korkum o ki, bu iblis Türkiye'ye yerleşmektedir.  Paçozluğun dini, ırkı, sınıfı, cinsiyeti, ırkı yoktur ve giderek Türkiye'ye yerleşiyor. 


ETNİSİTESİ, DİLİ, DİNİ YOK
- Siz Beyaz Türk kavramını nasıl tanımlıyorsunuz? 
Beyaz Türk, asıl rahatsızlığının -bilinçli veya bilinçsiz olarak- paçozluk olduğunu görendir. Böyle içinde kavramlaştıramasa, daha eklektik anlatsa da görebilen; gelecek kaygısı olan ama nedenlerini oturtamayan; bütünü göremeyen ama paçozluk rahatsızlığını hisseden. Kürt de olabilir, başka etnisite de. Beyaz Türk'ün hiçbir etnik ayrımı, dinle imanla ilgisi yoktur. 


- Beyaz Türkler'in küstüğü nedir? 
Yarınların hep ihanet ettiği insanlar bunlar. Umutla bakıyorlar paçozluktan kurtulmak için ve bir ömür ihanet görüyorlar. Hayatın ihaneti gibi bir şey bu, kişisel değil. Küsülen o. 



- Tanıdığımız figürlere yönelik eleştiriler de var mı kitapta? 
Tabii var. Biliyorsun, ben insanları bireyler olarak değil de, belli bir akımın iyi örnekleri olarak ele alırım. O insanın bütünü öyle olmasa da, o hareket paçozluktur demek için. Mesela Cüppeli Ahmet'in konuşmaları paçozluktur.


- Neden böyle görüyorsunuz? 
Bu, röportaja sığmaz, ayrıntıları kitapta olacak. Ama, eğer İslamiyet diye bir din varsa, bu adamın dini sohbetleri paçozluktur!  Paçozluğu az veya çok hayatın değişik alanlarında görüyorsun. Üniversitede, basında...



- Basında en paçoz diyebileceğiniz modeller kimler? 
Hangi birini söyleyeyim ki? Mesela Serdar Turgut'un yazılarının kısmı azamı paçozluktur.  Ne arka planını, ne bilgisini yansıtan, nekes paçozluktur.  Aklımda karısı Rana'dan başka bir şey kalmaz! 'Bermuda Müsellesi' diye Bermuda Şeytan Üçgeni hakkında Fethullah Gülen imzasıyla yayınlanan o kocaman yazı paçozluktur. Hocanın anlatacağı başka şeyler olmalıydı. Ertuğrul Özkök'ün gazetecilik yapacağı yerde kişisel yaşamını sergiliyor olması paçozluktur. Keza Ayşe Arman'ın teşhirciliğe varan gazeteciliği paçozluk örneğidir. Sütun yazarlığına yeni terfi eden Rahşan Gülşen'in yerli yersiz ahkamı çoğu kez paçozluktur.

Ülkenin her tarafına yayılıyor
- İnsanlar sarsılsın mı istediniz bunları yazarak? 
Hayır, ben sadece Beyaz Türkler'in derdini anlatmak istedim. Dostoyevski'nin Puşlost'u gibi, paçozluk iblisi tüm kurumları sardığı zaman 

sıkıntı başlıyor. Bunlar Başbakan'dan tutun, herkese akıl verirler. Böyle de küstahtırlar. Herkesin herkesle yer değiştirebildiği, birisi gittiğinde hiçbir şeyin değişmediği bir durum paçozluktur. Muhafazakar görünen ve 90 tane örtünün arkasına sığınan da paçozluk sergileyebilir, bikinin içindeki İvana Sert de, Eda Taşpınar da.  Paçozluk süreci değişik biçimlerde ülkemizin her tarafına yayılıyor ve revaç buluyor.

CEO'lar dünyanın yeni aristokrasisi
- Nasıl başladı bu anlattığınız paçoz tipolojisinin Türkiye'ye yayılması? 
Eblehleşme süreciyle başladı, Türkiye'ye özgü de değil, uluslararası bir mesele. Bu hal 80'lerin başından beri dünyaya yapışmış ve yayılıyor. Berlusconi veya Sarkozy'nin paçozluklarının prim yapıyor olması boşuna değil. Sarkozy ve Carla'sı Fransız medeniyetinin temsilcisi olabilir mi? Ama paçozluk dünyaya hükümran da olmaz.


- Bu bahsettiğiniz paçozlaşma süreci nasıl açıklanıyor? 
Öncelikle bütün dünyada dinlere ne oluyor, onu görmek lazım. Hiyerarşik örgütlü dinlerin hepsinde sallanma, yıkılma var. Peki bu hiyerarşik yapılanmalar ortadan kalkınca ne olacak? Onun yerine demokrasi diye yücelttikçe yücelttiğiniz, sıradan insanların iktidarı gelecek. Furedi'nin (Frank) 'Nereye Gitti Bu Entelektüeller?' kitabında anlattığı sıradan insanların entelektüelleri kaçırması 1980'lere denk düşüyor ve biz de oradan devraldık. Sistematik bilginin reddi, akademisyenlerin dünyanın her yerinde çaptan düşmesi, bunun yerini pazar ekonomisinin alması, öğrencilerin müşteri haline gelmesi... Bu değişimle yeni bir aristokrasi sınıfı çıkıyor ortaya: 

CEO'lar. Hızlandırılmış kapitalizm ve CEO'ların ortaya çıkması ile devlet başkanlarının kalitesizleşmesi aynı döneme rastlar. Bu CEO'lar, CFO'lar kendi aristokrasilerini oluşturdular. Türkiye'de de mesela Koçlar gibi uzantıları var ve kendi aristokrasilerini yaratıyorlar. Bu sınıf dışarıdaki uzantıları ile birlikte başka bir şeye hizmet ediyor.  

- Neye hizmet ediyor? 
Hızlandırılmış kapitalizmin karşısında İki kurum var: gümrük, vergi gibi düzenlemelerle ulus- devlet yapısı ve aşırı tüketimin karşısında durma özelliğiyle din. Şimdi, yıkılması gereken bu kurumun ikisi de yıkılıyor. Peki, yerine ne geliyor? Dünya vatandaşı. 


- Kimdir dünya vatandaşı? 
Dünya vatandaşı tercih ve beğenilerinde tek tiptir. Mesela bir Barbie bebek üretirsiniz, Endonezya'daki çocuk da onunla oynar, Ümraniye'deki de. Budur işte. Benzeş tüketici yaratıp, pazarı büyütmek. Bu, her zaman markette karşılığı olan, satılabilir ortak değerler yaratarak yapılır. Geçmişini satışa sürebilecek şekilde yeniden yoğurmadan CEO'ların pazarına uygun hale getiremezsin. Mesela Muhteşem Yüzyıl'ı yaparsan olur. Bu, benim paçozlaşma dediğim süreci getirir markete. 'Nesi var bunun?' diye düşünülebilir. Unutmayın ki, bugün Türkiye'de ortalama eğitim süresi 3.5 yıldır. Son SBS'de matematik başarısında Türkiye çapında en iyi il Eskişehir'dir ve başarı oranı sadece yüzde 35'tir. Fen bilimlerinde yüzde 37. Yani, Türkiye'nin markete verebilecek özgün üretimi kalmaz.

En büyüğü eblehliğin baskısı
- Neden? 
Çünkü matematiksiz teknoloji, biyolojisiz çevre, notasız müzik... olmaz. Bunları yerine oturtamadığınız sürece sadece tüketicisiniz. Dünya hiçbir şekilde tersine dönmeyecek, matematik, fen, biyoloji orada olacak. Böyle giderse, Türkiye sadece tüketici kulvarında kalmaya mahkumdur. Bu eblehleşme sadece tüketiciliğe iter. Yazık, Halide Edip'e boşu boşuna mandacı, vatan haini denmiş. Bugün manda zaten gerçekleşti. ABD'ye eğitim için giden paraları görün, sizin Sulukule'den çıkan Sibel Can'ınızın evi Miami'de! Bu nasıl bir gidişattır, kaçıştır? Askeri otoritenin baskısı falan derler ya, eblehliğin, paçozluğun baskısı kadar büyük bir baskı yoktur. Çünkü paçoz, paçoz olmayanı göremez. Bir sürü asker intihar etti. Niye, hepsi mi delirdi yahu? Tüm bunlara bu kadar duyarsız kalabilen paçozluk nasıl yerleşti bize? Kitapta bunları anlatıyorum.

Kaynak: Şenay YILDIZ/ AKŞAM 

  
2739 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Belki bir gün...
Kendin için,ailen için, devlet için ve hatta dünya için daha da önemlisi insanlık için kendini çok iyi yetiştir, geleceğe iyi hazırlan. Zira bunlardan biri, belki bir gün sana ihtiyaç duyabilir. 
                                   Süleyman ŞEN
VİZYONUMUZ
Dünya'yı bilen, onu önemseyen, barışçıl bireyler yetiştiriyoruz.
MİSYONUMUZ
Görevimiz; rehberi bilim olan, araştıran, sorgulayan, öğrenen ve kendini gerçekleştiren, hoşgörü ve manevi değerleri yüksek, toplumsal çürümeye panzehir olmuş, insanlığın olgunlaşmasını hızlandıran, evrensel değerleri fark etmiş ve içselleştirmiş, yaşanabilir bir dünya taraftarı olan bireylerin yetişmesine katkı sağlamaktır.
süleyman şen
Hava Durumu
Site Haritası