• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=100001891930624
  • https://twitter.com/Suleymanshen
  • https://www.instagram.com/ders.cografya
  • https://www.youtube.com/results?search_query=s%C3%BCleyman+%C5%9Fen+ile+Co%C4%9Frafya
Menü Başlıkları
Duyurular
Takvim

"En önemli ve en feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretle olur".           Mustafa Kemal ATATÜRK

İnsan ve Çevre

SAYFA İÇERİĞİ
Tanımlar                         Doğanın İnsan Üzerie Etkisi            İnsanın Doğa Üzerinde Etkisi
 Küresel Çevre Sorunları    Türkiye'nin Çevre Sorunları       Çevre Koruma Tedbirleri
Çevre Kirlilik Çeşitleri   İnsanın Çevreye Verdiği Zararlar   Geri Dönüşüm
Atıklar                    Sıfır Atık             Enerji Kaynaklarının Neden Olduğu Çevre Sorunları                            

DOĞA
;İnsan etkinliğinin dışında kendi kendini sürekli olarak yenileyen ve değiştiren güce, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın tümüne doğa denir.

ÇEVRE; Canlı ve cansız varlıkların bir arada bulundukları, birbirini etkiledikleri ve birbirinden etkilendikleri ortama çevre denir.
 Çevre, insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları, fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Kısaca canlı varlıkları etkileyen dış tesirlerin tümüne çevre denir. Çevre geleceğimiz için çok önemli katkılarda bulunur. Çevremizi kontrol altında tutamazsak bu bizim için ilerde pişman olunacak bir duruma gelir. Yaşam ve çevre, birbirlerine bağlı iki önemli yaşam çerçevesidir.
ÇEVRE KORUMA; Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye yönelik çalışmaların bütününe çevre koruma denir.
ATIK;Herhangi bir faaliyet sonunda çevreye bırakılan her türlü maddeye atık denir.
GERİ DÖNÜŞÜM
DOĞANIN 4 UNSURU; hava küre (atmosfer), su küre (hidrosfer), taşküre (litosfer) ve canlılar küresi (biyosfer) 

DOĞA-İNSAN İLİŞKİSİ
DOĞANIN İNSAN ÜZERİNDE ETKİSİ
* Beslenme
* Barınma
* Giyinme
* Ekonomik faaliyetler
* Ten renkleri
* Karakter
İNSANIN DOĞADAN YARARLANMA ŞEKİLLERİ

 İnsan, çevresini ihtiyaçları doğrultusunda değiştirmektedir.
   * Beslenme, 
   * Barınma,
   * Ulaşım 
   * Dinlenme 
  gibi ihtiyaçlarını karşılamak için doğal çevreden yararlanmaktadır. Bunu yaparken de ister istemez doğayı kirletmektedir.


İNSANIN DOĞA ÜZERİNDE ETKİSİ
İNSAN DOĞAYI KENDİ İHTİYAÇLARI DOĞRULTUSNDA DEĞİŞTİRİYOR
* Beslenme konusunda

* Barınma konusunda
* Ekonomik faaliyetler konusunda
* Ulaşım konusunda 
İNSANIN DOĞAYA VERDİĞİ ZARARLAR
İNSANIN DOĞAYA ETKİSİ
1- Bozmak, tahrip etmek suretiyle etkileri;

 Neleri nasıl bozuyor, tahrip ediyoruz?
- Atmosfere ne gibi zararlar verilmekte?
- Sıcaklık artıyor, sıcak kuşak genişliyor, neden?
- Zararlı ışınlar yer yüzüne  ulaşıyor, kanser riski artıyor, neden?
- Buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor, neden?
- İnsanlar temiz hava bulmakta güçlük çekiyorlar, neden?
a- Küresel ısınmanın nedenleri ve sonuçları;
b-Ozon seyrelmesinin nedenleri ve sonuçları;
c-Asit yağmurlarının nedenleri ve sonuçları;
d-Erozyonun nedenleri ve sonuçları;
e-Çölleşmenin nedenleri ve sonuçları;
f-Orman tahribinin nedenleri ve sonuçları;
g-Ekosistem tahribinin nedenleri ve sonuçları;
- Tarım alanlarına, toprağa ne gibi zararlar verilmekte?
- Verimli tarım alanları azalıyor, neden?

- Tarım alanlarından istenilen verim alınmıyor, neden?
- Verimli topraklar suyla, rüzgarlarla uzak yerlere gidiyor, neden?
- Suya ne gibi zararlar verilmekte?
- Temiz su kaynakları azalıyor, neden?

- Okyanus, deniz sularında canlı çeşidi azalıyor, neden?
- Göller kuruyor, yok oluyor ya da ekosistemleri bozuluyor, neden?
- Akarsular aktığı yerlere felaketler taşıyor, neden?
- Yer altı suları kullanılmaz hale geliyor, neden?
- Bitkilere ne gibi zararlar verilmekte? 
- Orman alanları her geçen gün "hızla" azalıyor, neden?

- Orman alanlarında ağaç ölümleri artıyor, neden?
- Çevremizde ki ağaçlar hızla azalıyor, neden?
2- Kirletmek, kullanılmaz hale getirmek suretiyle etkileri;
a- Su kirliliğinin nedenleri ve sonuçları;
b-Toprak kirliliğinin nedenleri ve sonuçları;
c- Besin kirliliğinin nedenleri ve sonuçları;
d- Hava kirliliğinin nedenleri ve sonuçları;
e- Radyoaktif(nükleer) kirliliğin nedenleri ve sonuçları;
f- Elektromanyetik kirliliğin nedenleri ve sonuçları;
g- Gürültü kirliliğinin nedenleri ve sonuçları;


3- Yaşam alanlarını yok etmek suretiyle etkileri;

ÇEVRE SORUNLARI VE TÜRLERİ 
 ÇEVRE SORUNLARI












KÜRESEL ÇEVRE SORUNLARI

Küresel İklim Değişikliği

Beşerî faaliyetler(özellikle insanların ulaşım ve enerji elde etmek için fosil yakıtların kullanması) sonucu sera etkisi yapan gazlar(karbondioksit, metan, diazotoksit, kloroflorokarbon gibi gazlar) atmosferde birikir. Biriken bu gazlar atmosferdeki ısı kaybını engelleyerek(yansımayı% 25) havanın ısınmasını artırır.

 Sanayi Devrimi'nden sonra fosil yakıtların aşırı kullanımı, sanayileşme, hızlı nüfus sera etkisinin artmasındaki  en önemli nedenlerdir.

Dünya'nın ortalama sıcaklığı 15 kadardır. Bu sıcaklık, küresel iklim değişikliği ve fosil yakıtların kullanımı sonucu atmosfere daha fazla sera gazı karışmasıyla son yüzyılda büyük oranlarda artmış ve hızla artmaya devam etmektedir. 2015 yılından sonra  son yüzyılın en sıcak yaz mevsimlerinin yaşanmasının nedeni de budur. Ortalam 15 °C  olan sıcaklık 16 °C ye yaklaşmıştır.

Küresel iklim değişikliğinin tarım, orman ve bitki örtüsü, tatlı su kaynakları, deniz seviyesi, insan sağlığı ve biyoçeşitlilik üzerinde önemli etkileri vardır.

Asit Yağmurları(doğa-insan ortak yapımı)

Asit yağışlarının oluşmasında insan ve doğa ortak hareket eder.  İnsanlar fosil yakıtları kullanarak, doğa ise volkanik  patlamalar ile atmosfere sülfür ve azot oksit gibi kimyasal gazlar bırakırlar. Atmosferde biriken bu gazlar su buharı ile birleşerek aside dönüşür ve asit yağmurlarını oluştururlar.

Asit yağışlarının neden olduğu başlıca çevre sorunları şunlardır:

- İçme sularına, balıklara, bitkilere ve toprağa karışması ve bu unsurların kullanımı sonucu insanda guatr, ülser, kronik bronşit, astım, anfizeme gibi hastalıkların oluşmasına sebep olmaktadır.
- Kimyasal ve biyolojik özelliklerini etkilediği toprağın asitleşmesine neden olduğundan verim düşer.
- Başta pH olmak üzere suların kullanım değerleri ile sulardaki hayatı olumsuz etkilemektedir.
- Bitkileri toprak ve suda yaptığı kirlenmenin yanı sıra yapraklarda neden olduğu yanma ve birikimler ile olumsuz etkilemektedir.
- Solunum ve beslenme zinciri yolu ile hayvanlara yönelik de olumsuz etkileri söz konusudur. Bu yağışlardan en fazla etkilenenler kurbağalar ve balık yumurtalarıdır. • Tarihî eserler üzerinde de ciddi tahribata neden olmaktadır.

Kuraklık, Erozyon ve Çölleşme(ard arda gelen üç felaket)

Kuraklık, erozyon ve çölleşme;  doğrudan ve dolaylı olarak tamamen insan faaliyetlerin neden olduğu küresel çevre sorunlarıdır. Fosil kaynakları hızla tüketen ve nüfusları giderek çoğalan insan yağışların giderek azalmasında baş kahramdır. Az yağış veya yetersiz yağış bu üçlü insanlık felaketinin başlangıcın oluşturmaktadır. Yetersiz yağış suların azalmasına, bitkilerin kurumasına, toprağın gevşemesine, insanların tüm su kaynaklarını(yer altı- yer üstü) tüketmesine, yetersiz besine neden olmaktadır.

Kuruyan ve gevşeyen topraklar, yok olan ağaçlardan sonra şiddetli erozyon ve çölleşme baş gösterir.  Dünyamızın yaklaşık % 50 i  çölleşmeye yatkındır.

Yetersiz yağışın yanında Dünya nüfusunda yaşanan hızlı artış, gelişen sanayi faaliyetleri, toprağın bilinçsiz kullanımı da bu üçlü felaketin gelişmesinde rolü çoktur. Son yıllarda giderek artan toprak erozyonunun ana nedeni, bitki örtüsünün tahrip edilerek ilgili alanların tarımsal amaçlı kullanılmasıdır.

Kuraklık ve çölleşmenin etkili olduğu alanlarda yaşanan başlıca olumsuzluklar şu şekilde sıralanabilir:
- Arazi ve ekosistemlerin biyolojik üretkenliği kaybolarak tarımsal üretim azalır.
- Biyoçeşitlilik azalır.
- Toprak erozyonu hızlanır.
- Yer altı su seviyesinin alçalmasına bağlı olarak su kıtlığı yaşanır.
- Çölleşen bölgelerde görülen fakirlik ve açlığa bağlı olarak göçlerde artış yaşanır.

Ekosistemlerin Bozulması ve Biyoçeşitliliğin Azalması

Bitki türlerinin tahribi; insanların tarım alanı açmak için ağaçları kesmesi, kasıtlı ve ya kazara oluşmuş orman yangınları-ki ormanlar Dünyamızın akciğerleridir-, insanın doğrudan etkilediği kuraklık ve toprak kirliliği, bitki türlerinin yaşadığı tahribatın ana nedenleridir. Bitkilerin tahribatı insanları etkilediği gibi hayvanları da etkilemektedir.

Hayvan türlerinin azalmasında ve nesillerinin tükenmesinde ise hızlı nüfus artışı ve hayvanların yaşam alanlarının insanlar tarafından işgali, avlanma, orman yangınları, aşırı tüketim, kimyasal atıklar, zirai ilaçlamalar etkili olmaktadır. Biyoçeşitliliğin hızla azalmasında etkili olan başlıca faktörler; madencilik faaliyetleri, tarımsal faaliyetler, şehirleşme ve artan enerji ihtiyacı şeklinde sıralanabilir.

Ekosistemler neden bozulmamalıdır? Ekosistemlerin doğadaki dengenin korur ve yaşanabilecek afetlerin asgari oranda gerçekleşmesini sağlar. Örneğin Dünyamızın akciğerleri olan orman ekosistemleri; iklimin düzenlenmesi, havanın temizlenmesi, karbon dengesinin korunması vb. faaliyetlerde oldukça önemli görevler üstlenir.

Atıklar

Atık, herhangi bir faaliyet sonucu çevreye atılan veya bırakılan zararlı maddelere denir.

Atıkların artma nedeni? Son iki yüz yıldır özellikle Sanayi Devrimi’den sonra bir sorun haline gelmiş ve bugün Dünyamızdaki yaşamı tehdit eder duruma gelmiştir.

Sanayi Devrimi sonrası yaşanan tüm gelişmeler atıkların katlanarak artasına neden olmuştur. Sanayileşme, hızlı nüfus artışı, kentleşme ve beraberindeki bilinçsizlik çöp dağlarının oluşmasının en temel nedenleridir.

Bu temel nedenlerden dolayı doğaya bırakılan atıklar, miktar ve zararlı içerikleri nedeniyle ekolojik dengeyi bozarak çevre sorunlarına neden olmaktadır.

 Atık Çeşitleri; Atıklar genel olarak katı, sıvı ve gaz atıklar şeklinde sınıflandırılabilir.

Ozon Seyrelmesi

Çok zehirli ve yakıcı bir etkiye sahip olan ozon gazı, stratosfer katmanı içerisinde yoğun olarak bulunur. Dünya'yı Güneş'ten gelen zararlı ultraviyole ışınlarına karşı koruyarak çok zararlı oluşumları önlemektedir. Örneğin insanlarda deri ve göz hastalıklarının artması, bağışıklık sisteminin zayıflaması, bitkilerdeki fotosentezin yavaşlaması veya durması gibi durumlardır.
Ozon nasıl seyrelir? Klima, buzdolabı, sprey ve yangın söndürücü kullanımı ile ortaya çıkan CFC (kloroflorokarbon) gazları ozon moleküllerini parçalar ve ozon tabakasının seyrelmesine neden olur. Ozon gazının seyrelmesi sonucu yeryüzüne ulaşan ultra viyole ışınlarında ciddi artışlar gözlenir. Yani Ozon tabakası görevini tam anlamıyla yapamaz hale gelir.Bu durum, doğadaki faaliyetler ile canlılar üzerinde çeşitli olumsuzluklar meydana getirir.


ÇEVRE KİRLİLİK ÇEŞİTLERİ
Doğa kirliliği, çevrenin doğal olmayan bir şekilde insan eliyle bozulmasıdır. Ekosistemi bozmaya yönelik bu eylemler “kirlenme” şeklinde tabir edilir.

SU KİRLİLİĞİ

Su kirliliği, suyun kimyasal ve fiziklsel yapısının çeşitli etkenler vasıtasıyla  bozulması ve kullanılmaz hale gelmesidir. Sular hızla kirleniyor ve bunu başlıca nedenleri de;hızla artan Dünya nüfusu (bir insanın günde kaç litre su kirletir), artan çevre duyarsızlığı ve bilinçsiz çevre  kullanımı ile giderek artan sanayi atıklarıdır. Ayrıca başka bir etken de beşerî faaliyetler sonucu ortaya çıkan organik, inorganik, radyoaktif ve biyolojik maddelerdir.

Denetimlerin yetersiz ve etkisiz olmasından dolayı sanayi tesislerinden çıkan kimyasal sıvı atıklar arıtılmadan doğrudan temiz suya bırakılması sonucu siyanür, bakır, çinko, bizmut, kadmiyum, cıva, kurşun, arsenik gibi zehirli-toksit-kimyasallar birikerek suların kirlenmesine, zehirlenmesine ve su ekosistemin yok olmasına neden olmaktadır. Termik ve nükleer santrallerde reektörlerin soğutulması için kullanılan su(bu nedenle termik santraller su kenarlarında özellikle de deniz kenarlarında kurulmaktadır),  bırakıldığı suyun sıcaklığını artırarak ekolojik dengenin bozulmasına yol açar. Su kirliliğine neden olan bir başka etmen de evsel atıklar içerisinde yer alan deterjan ve yağ atıkları ile tarımda kullanılan suni gübre ve zirai ilaçların çeşitli yollarla su kaynaklarına karışmasıdır. Bakımsız altyapılar ve kanalizasyonunlar yer altı ve yer üstü sularına karışmasına ve dolayısıyla suların kirlenmesine neden olmaktadır.

HAVA KİRLİLİĞİ

Hava kirliliği, havanın bileşenlerinin çeşitli nedenlerden dolayı değşimesi ve  insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar duruma gelmesidir. Hava kirliliğine neden olan başlıca kirleticiler; kükürt dioksit(fosil yakıtların yanması), azot oksit, karbonmonoksit(insanların nefes alması, yangınlar), hidrokarbonlar, organik ve partikül maddeler (tozlar ve aeroseller) ile radyoaktif maddelerdir. Hava kirliliğ ilk kez Sanayi Devrimi sonrası özellikle sanayileşmiş bölgeler ile plansız kentleşmenin olduğu sahalarda ortaya çıkmıştır.

Konutlar ve sanayi tesislerinden çıkan zehirli gazların kış mevsiminde sis ile birleşmesi sonucu oluşan hava kirliliğine Londra tipi hava kirliliği, büyükşehirlerde egzoz gazlarının sis ile birleşmesi sonucu oluşan hava kirliliğine de Los Angeles tipi hava kirliliği denir.

TOPRAK KİRLİLİĞİ

Toprak kirliliği; insanların ekonomik faaliyetleri sonucu toprak ekosistemine ait fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengenin bozulmasıdır. Bu kirliliğin başlıca nedenleri; erozyon, tarım ilaçları, endüstriyel kirlenme, tarım alanlarının amaç dışı kullanımı ve katı atıklardır. Bugün erozyonun en büyük nedeni sayısı hızla artan bilinçsiz insanlardır. Orman alanlarının yok edilmesi ve tarla yapılması, tarımsal verimi artırmak için kullanılan kimyasal gübrelerin kullanılması, kültür bitkilerinin zararlı ot ve böceklerden korumak amacıyla tarımsal ilaçların kullanılması toprağı kirleten faktörler arasında yer alır. Ayrıca çeşitli nedenlerden dolayı havaya karışan zehirli gazlar, asit yağmurları olarak toğrağa karışır ve toprağın kimyasal yapısını bozar ve kirletir. Toprağın amaç dışı yani üretim dışı kullanımı da başka bir sorundur. Sanayi tesisleri, yerleşim alanları, kara ve demir yollarının tarima çok elverişli yerlerde yapılması toprağı kirletir. Toprak kirliliğine neden olan bir başka faktör, nükleer kazalar ya da nükleer denemeler sonucu ortaya çıkan radyoaktif maddelerin toprağa karışmasıdır.Katı atıkların uzun süre toprak yüzeyinde kalması ise toprağın kirlenmesinin bir başka nedenidir.

SES -GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ

Ses kirliliği; modern insanın en sık, en etkili ve en sinir bozucu bir şekilde her an yaşadığı kirliliktir. İnsanların hayat kalitesini bozan, işitme ve algılama gücünü olumsuz etkileyen, kişinin psikolojik ve fiziksel dengesini bozarak iş verimini düşürebilen kirliliktir. Bu kirliliğin günümüzde önemli bir mesele hâline gelmesinde hızlı nüfus artışı, şehirleşme, teknolojinin gelişmesi ve sanayileşme etkili olmuştur. Özellikle trafiğin yoğun olduğu büyük şehirlerde artan taşıt sayısının yol açtığı motor, egzoz ve korna sesleri gürültü kirliliğinin bir başka nedenidir. Ayrıca diğer ulaşım araçlarıda bu kirliliğe neden olmaktadırlar. Kara yolu trafiği yanında demir yolu ile hava yolu ulaşımında kullanılan araçlar dases kirliliğinin nedenleri arasındadır.  Sonuç olarak ses kirliliği; geçici ya da sürekli işitme kaybının yanı sıra zihinsel etkinliğin azalması, stres, uyku düzeninin bozulması, sinirlilik, dikkat dağınıklığı, iş veriminin düşmesi gibi çeşitli sorunlara yol açmaktadır.

RADYOAKTİF KİRLİLİK

Radyoaktif kirlilik; radyoaktif maddelerin hava, su ve toprağa karışmasıyla gerçekleşir. Radyoaktif maddeler; uranyum, radyum, radon, toryum gibi kayaçların içerisinde bulunur. Ayrıca gibi insanlar tarafından özel olarak tasarlanmış ortamlarda da üretilebilen maddelerdir. Radyoaktif kirliliğin en önemli nedeni, nükleer denemeler ile nükleer santral kazalarıdır( Çernobil Faciası, 26 Nisan 1986 tarihinde Sovyetler Birliği'ne bağlı Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali'nin 4 numaralı reaktöründe gerçekleşen nükleer kazadır). Bunun yanı sıra günlük hayatta kullanılan televizyon, bilgisayar, radyo vb. iletişim araçları ile röntgen ve tomografi türü tıbbi cihazlardan yayılan radyoaktif maddeler de bu kirliliğin nedenleri arasında yer almaktadır. Radyoaktif kirliliğin hava, su ve topraktaki etkisi uzun süre devam eder. Ayrıca radyoaktif maddeye sahip (radyasyonlu) bitkiler ve hayvansal ürünler, besin zinciri yoluyla insanlara ve diğer canlılara taşınabilir. Bu nedenle toplumlarda kanser türü kalıtsal hastalıkların yaygınlaştığını söylemek mümkündür.

BESİN- GIDA KİRLİLİĞİ

Besin kirliliği; bitkisel ve hayvansal gıdaların fiziksel, kimyasal ve biyolojik kirlenmeye maruz kalarak besin değerini kaybetmesiyle oluşur.

Besin kirliliği fiziksel, kimyasal ve biyolojik kirlilik olmak üzere üç şekilde gerçekleşir.

 Fiziksel besin kirliliği; daha çok besinlerin hazırlanması sırasında insanların dikkatsizliği ve ya ortamların uygun olmaması durumunda, besinlerin içine cam kırıkları, metal parçaları, saç, tırnak, sinek vb. yabancı maddelerin girmesiyle oluşur.

Kimyasal besin kirliliğine neden olan faktörler ise besinlerin raf ömürlerinin uzun olması ve erken bozulmaması için konulan kimyasallar, besinlere içinde bulunduğu kaptan çözünme sonucu geçen metaller, tarım ilaçları, kimyasal gübreler, iyi durulanmamış kaplardan bulaşan deterjanlar, ambalajlamada kullanılan özellikle renkli plastik malzemeler ve gıda katkı maddeleri şeklinde sıralanabilir.

Besinlere çevrede bulunan çöp ve atık sulardan bulaşan mikroplar da biyolojik besin kirliliğinin nedenleri arasında yer almaktadır. Sonuç olarak hava, su ve toprağın kirlenmesi besinlerin de birlenmesine neden olmaktadır.

IŞIK KİRLİLİĞİ
Işık kirliliği; diğer kirlilikler kadar olumsuz etkisi yoktur. Işığın yer, miktar, yön ve zamanlama olarak yanlış ve gereksiz kullanımı sonucu ortaya çıkar. Bu kirliliğe neden olan bazı etmenler, yerleşmelerin gelişerek büyümesinin yanı sıra açık alanlar ile yolların ve sanayi kuruluşlarının aydınlatılması şeklinde sıralanabilir. Bazı canlıların yön bulmalarında aldatıcı bir durum ortaya koyması sorunlara neden olabilmektedir.


ÇEVRE SORUNLARI- TÜRKİYE
* Yapılan araştırmalar dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin %50 'sinin son 35 yılda meydana geldiğini ortaya koymaktadır.
* Çevre sorunlarının önemli bir kaynaklarından biri hızlı nüfus artışıdır.
* Hızlı nüfus artışı, beraberinde plansız kentleşmeyi getirmektedir. Artan nüfusun iyi yaşam alanı ihtiyacının giderilmesi için oluşturulan kentsel yaşam alanları kentsel sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu çevre sorunları birbirlerine bağlı, birinin etkisi ile diğerini ortaya çıkaran çevre sorunlarıdır.
* Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde kalitesiz yakıt kullanımından dolayı hava kirliliği büyük boyutlara ulaşmıştır. Son yıllarda doğal gaz kullanımın yaygınlaşması ile hava kirliliğinde azalmalar görülmeye başlanmıştır. Özellikle sanayiden kaynaklı hava kirliliği artmaktadır.
* Ülkemizde, belediyelerin üzerlerine düşen görevleri yerine getirmemeleri nedeni ile düzenli çöp depo alanlarının oluşturulmamış olması ve arıtma tesislerinin zamanında kurulmamış olması çevre sorunlarının artmasına neden olmaktadır.
* Düzenli ve her türlü alt yapı sistemine sahip organize sanayi bölgelerinin oluşturulmamış olması çevre sorunlarında sanayi payının büyük olmasına neden olmuştur.
* Tarım alanlarında düzensiz ve fazla ilaç kullanımı toprak kirliliği sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Toprak kirliliği de bir çevre sorunu olarak ele alınmalıdır.
* Geri dönüşümün yaygınlaştırılmamış olması, çevre kirliliği oluşturan plastik maddeler, cam ürünleri ve metalik maddeler gibi katı atıkların yok edilmesinde sorunların yaşanmasına neden olmuştur.
* Küresel ısınmayı önlemek için karbon salınımlarının sınırlandırılmasının büyük önem arz ettiği bir dönemde Türkiye toplam karbondioksit salınımında 2005 yılı verilerine göre Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırıldığında yıllık 215,9 milyon tonla yedinci sırada, sanayi sektörü salınımlarında ise ilk sırada yer almaktadır.
* Türkiye`de sanayide üretilen ve kullanılan kimyasalların envanteri tutulmadığı için ortaya çıkar atıkların niteliği ile ilgili hiçbir envanter çalışması bulunmamaktadır. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalarla envanter kayıtları oluşturulmaya başlanmıştır. Su kaynakları giderek azalmakta olup 20 yıl önce kişi başına 4 bin metreküp su düşerken bugün 1400 metreküp su düşmektedir. Türkiye "su yoksulu" ülkeler arasında yer almaya başlamıştır

ÇEVREYİ KORUMA TEDBİRLERİ 

* Sivil toplum örgütleri ile kamu kuruluşları ortak çalışmalar yürütmelidir.
* Plansız kentleşmeler yerine planlı şehir alanları oluşturulmalıdır.
* Ormanların çoğaltılması ve korunması sağlanmalıdır.
* Düzenli ve çevreci organize sanayi bölgeleri oluşturulmalıdır.
* Çöplerin kaynağında ayrıştırılması için çalışmalar yapılmalıdır.
* Kaliteli yakıtların kullanılması sağlanmalıdır.
* Çevre sorunlarının önlenmesi için devlet tarafından etkili yasalar oluşturulmalıdır.
* Çevre ve Orman Bakanlığının kadrosu güçlendirilerek daha etkin çalışması sağlanmalıdır.
* Yerel yönetimlerin asli görevleri çevre sorunlarının çözümlenmesi olmalıdır.
* Çevre konusunda yapılacak yatırımlar için teşvik uygulamaları başlatılmalıdır
* Etkin bir çevre denetim sistemi oluşturulmalıdır. 
* Gelecek nesillerin iyi bir çevre eğitimi ile yetiştirilmesi sağlanmalıdır. 
* Çevre sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşlarının sayısı artırılmalıdır.

ÇEVRE POLİTİKALARI

ÜLKELERİN UYGULADIKLARI ÇEVRE POLİTİKALARI   

ÇEVRECİ ÖRGÜTLER

ÇEVRE ANTLAŞMALARI

ÇEVRE KONUSUNDA BİREYLERE DÜŞEN GÖREVLER                      

ATIKLAR 

Atık, herhangi bir faaliyet sonucu çevreye atılan veya bırakılan zararlı maddelere denir.

Atıkların artma nedeni? Son iki yüz yıldır özellikle Sanayi Devrimi’den sonra bir sorun haline gelmiş ve bugün Dünyamızdaki yaşamı tehdit eder duruma gelmiştir.

 Sanayi Devrimi sonrası yaşanan tüm gelişmeler atıkların katlanarak artasına neden olmuştur. Sanayileşme, hızlı nüfus artışı, kentleşme ve beraberindeki bilinçsizlik çöp dağlarının oluşmasının en temel nedenleridir.

Bu temel nedenlerden dolayı doğaya bırakılan atıklar, miktar ve zararlı içerikleri nedeniyle ekolojik dengeyi bozarak çevre sorunlarına neden olmaktadır.

Atık Çeşitleri; Atıklar genel olarak katı, sıvı ve gaz atıklar şeklinde sınıflandırılabilir.

Katı atıklar, birçok faaliyet sonucu ortaya çıkan yani bildğimiz çöpler katı atık  nitelendirilmektedir. Bu atıklari oluştukları yere göre sınıflandırabiliriz. Buna göre evsel atıklar, endüstriyel atıklar, tehlikeli atıklar, özel atıklar, tıbbi atıklar ve tarımsal atıklar ve moloz atıkları şeklinde alt sınıflara ayrılabilir. Her katı atık çevreye zarar verir. Bunu engellemek için ise bu atıklar toplanmalı, taşınmalı, uzaklaştırılmalı, ayıklanmalı ve geri dönüşüme kazandırılmalı, geri dönüşüme uygul olmayanlarda doğru yöntemlerle imha edilmelidir.

Atıklar bilinçi bir yöntemle geri dönüşüme kazandırılmalıdır. Zira atıklar artık hammade durumundadır. Türkiye yılda milyonlarca ton çöp ithal etmektedir(2020 yılında 11 milyon çöp ithalatı ile birinciyiz). Son yıllarda uygulamaya konulan“sıfır atık” projesi ile atıklarda tam olarak faydalanması amaçlanmaktadır.

Atıkları toplarken dikkatli olunmalı, sızıntıların önüne geçilmelidir. Depolarken de dikkatli olunmalı zira biriken metan gazının patlama tehlikesi bulunmaktadır.

Düzensiz depolanan atıklar; hava, su ve görüntü kirliliğinin yanı sıra taşıyıcı haşere üreme riski ile heyelan riski taşımaktadır. Katı atık depolama alanlarında oluşan metan gazı, patlama sonucu afete neden olabilir. Depolama alanlarından kaynaklanabilecek risklerin azaltılabilmesi için düzensiz depolama sahalarının kapatılarak rehabilite edilmesi gerekir.

 Katı atıklar içersinde çok dikkat edilmesi ve mutlaka geri dönüşüme kazandırlması gereken katı atıkların başında  elektrikli ve elektronik cihazlar gelmektedir. Bu cihazların kullanımı esnasında çevreye elektromanyetik dalgalar yaymaktadır. Baz istasyonu, televizyon, bilgisayar, cep telefonu, yüksek gerilim hattı vb.den yayılan elektromanyetik dalgalar; insanlarda baş ağrısı, depresyon, sindirim ve dolaşım sistemi bozukluğu gibi birçok rahatsızlığa neden olmaktadır. Kullanım esnasında insana verdiği zararların yanında asıl zararları kullanımları bittikten sonradır.  Zira bu çihazlarda kurşun, cıva, kadmiyum gibi ağır metallerin bulunmaktadır. Bu  metallerin toprağa ve suya karışması sonucu zehirleyici çevre kirliliği oluşmaktadır. Hızla artan elektrikli ve elektronik çöplerin nedeni teknolojinin hızla ilerlemesiyle elektrikli ve elektronik cihazların kullanım süreleri kısalmasıdır. Günümüzde hızla artan elektronik atıkların (e­atık) uygun olmayan yöntemlerle toplanması, depolanması ve bertaraf edilmesi nedeniyle açığa çıkan ağır metaller insan sağlığını ve çevreyi olumsuz etkilemektedir. Klima ve buz dolaplarının içerdiği kloroflorokarbonun ise ozon tabakasında ciddi tahribata neden olduğundan bu alandaki çöplerinde özenle toplanması ayrı bir önem arz ediyor.   

Tüm atıklar toplanmalı ve geri dönüşüme kazandırılmalıdır. Deterjan kutusu, pil, motor yağı, akü vb. günlük hayatta kullanılan pek çok atık çevre ve insan sağlığı açısından ciddi riskler taşımaktadır.

Ne yapılmalı?

En başında atık üreten yöntemleri azaltmalıyız. Fakat hızla devam eden ekonomik büyüme, şehirleşme ve nüfus artışı ile atık türleri ve atık miktarındaki artış da devam etmektedir. Artık tüm geri dönüşüme kazandıran entegre cözümler üretmeliyiz. Entegre atık yönetiminin temeli; atık yönetimi, atık önleme, atık azaltma, yeniden kullanım, geri dönüşüm, enerji geri kazanma ve bertaraf hiyerarşisine dayanmaktadır.

 Sıvı atıkların büyük bölümünü oluşturan atık sular oluşturur. Suyu evlerinde,  endüstride, tarımda ve enerji tesislerinde kullanarak kirleten insan onu arıtma doğaya salmaktadır. Sevindirici gelişme ise insanlar artık bu suları arıtma ve yeniden kullanma planları yapmakta olmasıdır. Son yıllarda geliştirilen atık su arıtma yöntemleriyle arıtılan sular, çevrenin sulanmasında ve sanayide kullanılmaktadır.

Sıvı atıkların sularda oluşturduğu kirliliği fiziksel, kimyasal ve biyolojik kirlilik olmak üzere üç gruba ayırmak mümkündür.

Fiziksel kirlilik suyun sıcaklık, tat ve kokusuna ait özelliklerin değişmesidir. Kimyasal kirlilik, çeşitli ağır metaller (kurşun, cıva vb.) ile organik ve inorganik maddelerin suda birikmesi sonucu oluşur.

Biyolojik kirlilik ise organik atıkların etkisiyle suda oksijeni tüketen algler, bakteriler ve küflerin oluşmasıdır.

 Gaz atıklar; sanayi tesisleri, konutlar, taşıtlar, çöp depolama alanları, fosil yakıt kullanımı ile yangınlardan kaynaklanmaktadır. Hava, su ve toprak kirliliğini beraberinde getiren gaz atıklar, bazen sera etkisi ile küresel iklim değişikliğine neden olmaktadır. Sülfür gibi bazı gazlar da su buharı ile birleşerek asit yağışlarının oluşumunda önemli bir etkiye sahiptir.


GERİ DÖNÜŞÜM


GERİ DÖNÜŞÜM; Demir, çelik, bakır, kurşun, kâğıt, plastik, kauçuk, cam gibi atık maddelerin ham madde gibi kullanılarak çeşitli işlemler sonucunda şişe, kutu, plastik, kâğıt, gübre gibi yeni bir maddeye dönüştürülerek kullanılır hâle getirilmesine geri kazanım denir.
NELERDE GERİ DÖNÜŞÜM VAR?
Demir, çelik, bakır, kurşun, kâğıt, plastik, kauçuk, cam gibi atık maddelerin ham maddelerde

SIFIR ATIK UYGULAMASI VE AMAÇLARI

Anasayfa


Yorumlar - Yorum Yaz
Belki bir gün...
Kendin için,ailen için, devlet için ve hatta dünya için daha da önemlisi insanlık için kendini çok iyi yetiştir, geleceğe iyi hazırlan. Zira bunlardan biri, belki bir gün sana ihtiyaç duyabilir. 
                                   Süleyman ŞEN
VİZYONUMUZ
Dünya'yı bilen, onu önemseyen, barışçıl bireyler yetiştiriyoruz.
MİSYONUMUZ
Görevimiz; rehberi bilim olan, araştıran, sorgulayan, öğrenen ve kendini gerçekleştiren, hoşgörü ve manevi değerleri yüksek, toplumsal çürümeye panzehir olmuş, insanlığın olgunlaşmasını hızlandıran, evrensel değerleri fark etmiş ve içselleştirmiş, yaşanabilir bir dünya taraftarı olan bireylerin yetişmesine katkı sağlamaktır.
süleyman şen
Hava Durumu
Site Haritası