• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=100001891930624
  • https://twitter.com/Suleymanshen
Menü Başlıkları
Duyurular
TÜRK EĞİTİM TARİHİ

İki bin yıllık Türk eğitim tarihide yer almış;

* uygulamalar
* sosyal yapılar,
* kişiler,
* kurumlar,
* programlar,
* belgeler,
* kitaplar,
* dönemler,
* kanunlar,
* yönetmelikler,
* müdürlükler,
* bakanlıklar,
* projeler,
* heyetler,
* kurslar,
* okullar,
* yayınlar,
* sınavlar, 
* dergiler,
* mecmualar, 
* bilim adamları
(raporlar hazırlayan)

Türk eğitim tarihinde yer almış bu unsurlar ara ara bu sitede özetler halinde yayınlanactır.
Takvim

"En önemli ve en feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretle olur".           Mustafa Kemal ATATÜRK

Türkiye'de Dış Kuvvetler

YERYÜZÜNÜN OLUŞUMUNDA ETKİLİ OLAN DIŞ KUVVETLER ve BUNLARIN TÜRKİYE COĞRAFYASINA ETKİLERİ

Dış kuvvetler
Türkiye'de yaygın olan örnekler

  Türkiye Coğrafyasında
  Etkili olduğu Yerler 

 Türkiye Coğrafyasında  bulunan şekiller
 


Akarsular

Nemli ve yağışlı yerlerde
Başta Karadeniz Böl. olmak üzere hemen her bölgede

 Vadiler, Peribacaları, Dev kazanları, Menderesler, Kırgıbayırları, Platolar, Irmak adaları, Deltalar


Dalgalar

Kıyılarda
Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerinde

 Falezler, Tombolo Oluşumları, Kıyı okları, Kumsallar


Rüzgarlar

Kurak, yarı kurak ve çöllerde
Özellikle İç Anadolu Böl.

 Kumullar, 



Buzullar

Yüksek enlemlerde, dağ zirvelerinde
Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz Bölgelerinde ve yüksek dağ zirvelerinde etkili

 Buzul(sirk)gölleri, buzul vadisi

 
Yer Altı Suları

Karstik Alanlarda
Akdeniz ve İç Anadolu Bölgelerinde 

 Karstik şekillerin hemen hepsine ülkemizde rastlanmaktadır.


TÜRKİYE’DE DIŞ     KUVVETLER

Türkiye’de yer şekillerinin biçimlenmesinde iç kuvvetler kadar olmasa da dış kuvvetlerin payı büyüktür.  Ülkemiz arazilerinin yaklaşık yarısında( % 45) eğimin % 40 ve daha fazla olması  yer şekillerini biçimlendirilmesinde dış kuvvetler etkisini artırmaktadır. Eğim ne kadar çok olursa dış kuvvetlerin etkisi de o kadar çok olur. Özellikle akarsuların, buzulların, rüzgarların eğimle beraber şekillendirme güçleri de artmaktadır.

 Türkiye’nin yer şekillerinin oluşumunda etkisi olan dış kuvvetler;

Akarsular, Buzullar,  Dalgalar,  Rüzgarlar,  Yer altı suları

AKARSULARIN OLUŞTURDUĞU  YER ŞEKİLLERİ

Geleceğin en önemli stratejik güçlerinden bir  de hiç şüphesiz tatlı sudur. Ülkemizin orta kuşakta yeralması ve yarı nemli bir iklime sahip olması dolaysıyla bir çok akarsuya sahip olması büyük bir avantajdır.

 Akarsular eğimde fazla olmasından dolayı selinti suları ile birlikte bir çok yeryüzü şekilleri oluşturmuşlardır. Bu şekillere ülkemizde yaygın olarak rastlanmaktadır.

Peribacaları, aşınmaya karşı fazla dirençli kayaçlar(andezit gibi) ve az dirençli kayaçların(tüf) bir arada bulunduğu yerlerde meydana gelen tipik yer şekilleridir. Genellikle tüfler arasında yer yer sert kayaçların bulunduğu yerlerde, sert kayaçların alttaki yapının aşınmasını geciktirmesi sonucu oluşan piramit şeklindeki bu yer şekillerinin en tipik örneklerine Ürgüp ve Göreme çevresi ile Uşak yakınlarında rastlanır. Tüflerin kolay oyulmasından dolayı Bizans döneminde buralara meskenler ve kiliseler yapılmış ve yerler günümüzde milyonlarca turist çekmektedir.

 Kırgıbayır(badland), selinti suları oluşturmuştur. Yağışlar ya da kar erimeleriyle akışa geçen sular, bitki örtüsünden yoksun ve de geçirimsiz tabakalardan oluşan yamaçlarda kırgıbayırı kolayca oluşturur. Ayrıca, birbirinden keskin sırtlarla ayrılan bu yarıntılar bu şeklin diğer bir özelliğidir. Kapadokya yöresi, Mut ve Ankara çevresinde kırgıbayırın tipik örneklerine rastlanır.

Vadiler, akarsuların yatağını enine ve derinlemesine aşındırmasıyla meydana gelen vadilerin çeşitli örneklerine ülkemizde yaygın olarak rastlanır. Çentik      vadi örneklerine daha çok ülkemizdaki dağlık alanlarda rastlanır. Tabanlı        vadiler, daha çok Ege kıyılarında görülür. Sakarya, Yeşilırmak ve Kızılırmak nehirleri de birçok yerde tabanlı vadi oluşturmuştur. Yeşilırmak’ın Canik Dağları’nı

yarmasıyla oluşan boğaz vadilere, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz’de de rastlanır. 

Vadi çeşitleri

Yaygın oldukları bölgelerimiz

Çentik vadi

ülkemizdaki dağlık alanlarda rastlanır

Tabanlı vadiler

Ege kıyılarında

Boğaz vadiler

Orta Karadeniz, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz’de

Kanyon vadiler

Akdeniz kıyılarında

 Akarsuların kolay çözünen kayaçları aşındırarak derine gömülmesiyle meydana gelen kanyon vadilere daha çok Akdeniz kıyılarında rastlanır. Köprülü Kanyon (Antalya), Güver Kanyonu (Antalya), Saklıkent (Muğla), Göksu Kanyonu (Mersin), Kelebekler Vadisi (Muğla), Yazılı Kanyon (Isparta) ve Karacehennem Boğazı (Kastamonu) ülkemizdeki kanyon vadilerin başlıcalarıdır.

Dev Kazanı, ülkemizde görülen yer şekillerinden biri de dev kazanlarıdır. Yüksek bir yerden akan akarsular kırık veya çökmüş düşük tabakaya akarken çavlan ve çağlayanlar oluşturur. Yukarıdan dökülen sular düştüğü yeri aşındırır ve böylece dev kazanı denilen derin çukurlar meydana gelir. Bu çanakların başlıcaları Tortum (Erzurum), Kırkmerdiven (Tunceli), Çır (Bingöl), Sarıkayalar (Bayburt), Ilısu (Mersin), Düden ve Kurşunlu’dur (Antalya).

Menderesler, Türkiye’de az eğimli alanlarda akarsuların oluşturduğu büklümlere birçok yerde rastlanır. Tipik örnekleri Büyük Menderes ve Küçük Menderes nehirlerinde görüldüğü için bu tür büklümlere diğer ülkelerde de menderes denilmektedir.

Platolar, akarsular tarafından derin yarılmış düzlüklerden oluşan platolar, Türkiye’de geniş yer kaplar. Deniz seviyesine yakın yerlerden başlayarak yüksek yerlere kadar çıkar. Buralara “yayla” de denilmektedir. Platolarımızdan bazıları Obruk , Taşeli, Gaziantep, Ardahan ve Çatalca-Kocaeli’dir. Türkiye’nin bulunduğu arazi tersiyerin sonlarında peneplen hâline gelmiş, kuaternerin başlarında bir bütün olarak yük- selmiştir. Bu nedenle ülkemizde yüksek düzlükler geniş yer kaplar.

Irmak Adası, ülkemizde ırmak adalarına akarsu yatağının genişlediği ve yatak eğiminin azaldığı yerlerde rastlanır. Türkiye’deki akarsuların yatak eğimleri fazla olduğundan bu tür şekillere fazla rastlanmaz.

Birikinti Konisi, selinti suların dağ gibi eğimli yerlerden taşıdığı materyalleri, eğimin aniden azaldığı yerlerde(özellikle dağ eteklerinde) biriktirmesiyle oluşan birikinti konilerine ve birikinti yelpazelerine  ülkemizin birçok yerinde rastlanır. Birikinti konilerine göre daha geniş yer kaplayan ve daha az eğimli olan birikinti yelpazelerinden bazılarının üzerinde yerleşim birimi kurulmuştur. Örneğin Eskişehir’in İnönü ilçesinin bir bölümü böyle bir yerde bulunmaktadır.

Delta, ülkemizde görülen akarsu biriktirme şekillerinden biri de deltalardır. Kıyılarımızda gelgit genliği az olduğundan akarsular, taşıdıkları materyalleri denize döküldükleri yerde biriktirerek denizin bir bölümünün kara hâline gelmesine neden olur. Ülkemizdeki deltaların başlıcaları Çukurova, Göksu, 

BUZULLARIN OLUŞTURDUĞU  YER    ŞEKİLLERİ

Orta kuşakta yer aldığı için ülkemizde buzulların kapladığı alan azdır.

Kalıcı Kar Sınırı,ülkemizde kalıcı kar sınırı iç kesimlerde 2500 metreyi bulurken, kıyı kesimlerinde ise bu yükselti 2200 metreye inmektedir. Bu duruma iç kesimlerdeki yaz sıcaklıklarının kıyılara oranla fazla olması neden olmaktadır.

Ülkemizde buzullar daha çok Kaçkarlar, Ağrı Dağı, Süphan Dağı, Buzul Dağı, Sat Dağı, Erciyes, Aladağlar ve Bolkar dağları üzerinde bulunurlar. Bu buzullardan Ağrı Dağı’ndaki takke buzulu, diğerleri vadi ve sirk buzullarıdır. Buzul Dağı’ndaki Reşko Tepesi (4168 m) üzerinde yer alan İzbırak Buzul’u, 4 km uzunluğu ve 8 km2lik alanı ile Türkiye’nin en büyük vadi buzuludur. Ağrı Dağı’ndaki buzulun kapladığı alan ise 5,55 km2dir.

Buzul dönemlerinde dünya genelinde sıcaklıklar düşmüş, buzulların kapladığı alan genişlemiştir. Türkiye’de de bu dönemde buzullar 2200 metreye kadar etkili olmuştur. Bu nedenle ülkemizde buzulların oluşturduğu yer şekillerine 2200 metreden daha yüksek yerlerde rastlanmaktadır. Ülkemizde buzulların oluşturduğu yer şekillerinden biri buzul vadileridir.

Buzul Vadisi, buzulların yerleştiği çanağı aşındırmasıyla meydana gelen bu vadiler, ülkemizde görülen buzul şekillerinin en büyükleridir.

Sirk Gölü; sirk buzullarının oluşturduğu sirk çanakları da buzul aşındırma şekillerindendir. Bu çanaklardan bazıları suyla dolarak sirk gölüne dönüşmüştür. Hörgüçkayalar da Türkiye’de görülen buzul aşındırma şekillerindendir.

Moren, buzul biriktirmesiyle oluşan moren depolarına da buzulların etkili olduğu yüksek dağlarda rastlanmaktadır.

  DALGALARIN OLUŞTURTUĞU YER ŞEKİLLERİ

Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili, bir de iç denizi olan ve bundan dolayı da uzun bir kıyı şeridine sahip (8333 km) ülkedir. Bunun yanında iç-dış kuvvetlerin etkisi ile kıyı yapılanması çeşitlilik göstermiştir. Ülkemizdeki kıyı şekillerinin oluşumuna etkileyen etmenler iki gruba ayrılır:

Bunlardan biri iç diğeri dış kuvvetlerdir. Epirojenik olaylar, orojenez, volkanizma ve depremler kıyılarımızın ilk şeklini almasında etkili olmuştur. Kıyıların bu ilk şeklinin değişmesi ve biçimlenmesi ise dış kuvvetlerin ürünüdür. Gelgit genliği az olduğundan dalga ve akıntılar, kıyılarımızın biçimlenmesinde en önemli etmenlerdir.

Falez, dağların kıyıdan başladığı ve kıyıya paralel uzandığı yerlerde dalga aşındırmasıyla meydana gelen falezlere  yaygın olarak rastlanır. Bu tür şekillerin en çok olduğu yerler Akdeniz ve Karadeniz kıyılarıdır(Fatsa- Sarp arası-Doğu Karadeniz 20-30 m yüksekliğinde falezler, Bafra- Ereğili arası-Batı Karadeniz).

Kıyı Okları, dalga ve akıntıların sürüklediği kum ve çakılları kıyıdan açıklara doğru biriktirmesiyle oluşan kıyı oklarına  kıyı derinliğinin az olduğu yerlerde rastlanır.

Fethiye Ölüdeniz’deki kıyı oku, bu şekillerin tipik olanıdır. Kıyı oklarının bir koyun önünü kapatmasıyla meydana gelen lagünlerin (deniz kulağı) örnekleri Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Durusu gölleridir.

Tombolo, kıyılarımızda görülen yer şekillerinden biri de tombolodur. Saplı ada olarak da adlandırılan bu şekil, kıyıya yakın bir ada ile kıyı arasının dalga ve akıntıların sürükle- diği materyallerle dolması sonucu oluşmaktadır. Ada iken yarımada hâline gelen bu yer şeklinin en tipik örnekleri Kapıdağı Yarımadası ve Sinop şehrinin kurulmuş olduğu yarımadadır.

Kumsallar, dalgaların kıyı taşıdığı kumların birikmesi ile oluşan kıyı şekilleridir. Bu şekillere plaj da denilmektedir.

 Ülkemizdeki kıyı tipleri; Türkiye’de görülen kıyı tiplerinin başlıcaları

Boyuna kyılar, Karadeniz ve Akdeniz’de dağlar kıyıya paralel uzanmaktadır. Falezlerin yaygın olduğu, girinti ve çıkıntının az olduğu bu kıyı tipi boyuna kıyılar olarak adlandırılır.

Ria tipi kıyılar, Akarsu vadilerinin deniz altında kalmasıyla oluşan ria kıyı tipinin ülkemizdeki örnekleri Güneybatı Ege, Çanakkale ve İstanbul boğazlarıdır.

Enine kıyılar, dağların kıyıya dik uzandığı Edremit ile Kuşadası arası, enine  kıyı tipinin örneğidir. Bu kıyılarda girinti ve çıkıntı fazla olduğundan doğal liman sayısı fazladır.

Dalmaçya tipi kıyı, kıyıya paralel uzanan dağların çökmesiyle meydana gelen Dalmaçya            kıyı tipinin ülkemizdeki örneği Finike ile Kaş arasıdır.

RÜZGÂRLARIN OLUŞTURDUĞU YER  ŞEKİLLERİ

Türkiye’de çöl alanı olmadığından çöllere özgü birçok yer şekli ülkemizde görülmez. Rüzgarlar, genellikle delta ovalarının kıyıya yakın kısımlarında ve iç kesimlerdeki çorak arazilerde az da olsa etkili olurlar.

Kumullar,ülkemizde rüzgârın oluşturduğu başlıca yer şekli kumullardır. Ülkemizde rüzgâr erozyonunun etkisinde olan alanlar, Türkiye yüz ölçümünün yalnızca %1’dir. İç Anadolu’da Konya Ovası’nın bir kısmı, Güneydoğu Anadolu’nun güneyi ve kıyılardaki kumsallar, rüzgâr erozyonunun etkili olduğu başlıca yerlerdir. Bu yerlerin ortak özelliği bitki örtüsünün cılız, yüzeyin kuru ve taneli olmasıdır. Konya Karapınar’daki kumul, iç kesimlerde rüzgârların oluşturduğu başlıca yer şeklidir.

Kıyı Kumulları, kıyılardaki kumsallarda da rüzgâr biriktirmesiyle meydana gelen kumullar görülmektedir. Örneğin Patara Plajı’nda çok sayıda kıyı kumulu bulunmaktadır. Çukurova, Göksu, Küçükmenderes, Çarşamba, Bafra ve Sakarya deltaları ile Kilyos ve Şile, kıyı kumullarının görüldüğü yerlerin başlıcalarıdır.

Mantarkaya ve Şahit kayalar nadir de olsa iç kesimlerde(İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’nun kurak ve bitki örtüsünden yoksun yerlerinde) görülür.

YER ALTI SULARININ OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLERİ (KARSTİK  ŞEKİLLER)

Karst topoğrafyası karbondioksitli suların, kireçtaşı, jips ve kaya tuzu gibi kayaçlarla(suda kolay çözülebilen kayaçlar) teması sonucu oluşur. Kimyasal bir süreç sonunda oluşan karstik şekillere daha çok Orta ve Batı Toroslar’da rastlanır. Göller Yöresi, Taşeli platosu ve Teke yarımadası karst topografyasına örnektir. İç Anadolu’da  Konya, Sivas, Çankırı ve Kayseri çevrelerinde de karstik şekiller yaygındır. Toroslar ve Konya çevrelerindeki karstik şekiller kalker üzerinde oluşurken Sivas, Çankırı ve Kayseri çevrelerinde jips üzerinde oluşmuştur. Jips üzerinde oluşan polyeler-çukur alanlar kısa sürede tahrip olabilirler ve bundan dolayı pek belirgin değillerdir.

Türkiye’de Karst topografyasının oluşumunda ve gelişiminde etkili olan unsurlar;

Kireçtaşının kalınlığı ve bileşen özelliği; kireçtaşı ne kadar kalın ve ne kadar az bileşenli ise üzerinde karstik şekiller daha çok gelişir.

Yerin yapısal özelliği; tabakaların eğimli, az eğimli olmasının yanı sıra tektonik olarak hareketli olması karstik şekillerin gelişmesine etki eder.

Zaman ve zamanın özelliği; karstlaşmada zamanın(süre olarak)yanında zamaını özeliği de önemli etkendir. Buzul çağında  çukur ve çatlakların buzullarla kaplı olması karstik şekillerin oluşumuna etki etmiştir(buzulların içindeki karbondioksitin fazlalığı).

Tektonik hareketler; özellikle epirojenik ve orojenik hareketlere bağlı olarak oluşan yükselmeler de karstik şekillerin oluşumuna etki yapar.

Lapyalar, Karstik şekillerin en küçüğü olan, kaya yüzeyindeki çözünme sonucu meydana gelen oluk ve oyuklardan oluşan lapyalara karstik yörelerde yaygın olarak rastlanır. Şekillerine göre çatlak lapya, duvar lapya ve oluklu lapya olarak isimlendirilirler. Lapyaların derinliği birkaç cm ile 1-2 m arasında değişir.

Düden, yüzeydeki suların yer altına daldığı düdenlere Batı Toroslar’da ve İç Anadolu’da rastlanır.

Dolin, çözünmeyle meydana gelen, tava biçimindeki (bazen de huni vey asilindir şeklinde) çanaklardan oluşan dolinler, Toroslar’da yaygın olarak görülür. Bolkar, Geyik ve Aladağlarda ve Akseki- Çimiköy civarında sık sık görülürler.

Uvala, birbirine yakın dolinlerin birleşmesiyle oluşan çanaklara uvala denir. Bu tür şekillere daha çok Karaman’ın güneyinde, Mut’un kuzeydoğusunda yer alan Aksıfat Platosu’nda ve Göller Yöresi’nde rastlanmaktadır.

Polye, Karstik şekillerin en büyüğü olan, oluşumunda çözünmenin yanı sıra tektonik olayların da etkili olduğu polyelere daha çok Akdeniz ve Ege’de rastlanır. Tabanları alüvyonlarla kaplı olanlarına karstik ova da denilir. Kestel, Çeltikçi, Gembos, Bozova, Bademağacı, Korkuteli, Elmalı, Avlan ve Muğla ülkemizdeki polyelerin başlıcalarıdır.

Obruk, yer altı mağaralarının tavanlarının çökmesiyle meydana gelen obruklara Obruk Platosu’nda yaygın olarak rastlanır. Kızören, Timraş, Kuruobruk, Çıralıdeniz, Suluobruk, Meyil obruğu bunlardan bazılarıdır. Silifke yakınlarında bulunan Cennet ve Cehennem obrukları turistik bir öneme sahiptir.

Mağaralar, Türkiye’deki karstik şekillerin tipik olanlarından biri de yer altı mağarasıdır. Ülkemizdeki yer altı mağaralarının büyük bir kısmı Toroslar’da yer almaktadır. Damlataş, Dim (Alanya), Narlıkuyu (Mersin), Karain (Antalya), İnsuyu (Burdur), Yarımburgaz (İstanbul), Ballıca (Tokat) ve Karaca (Gümüşhane) mağaraları, ülkemizdeki mağaraların bazılarıdır. Ülkemizde rastlanan karstik şekillerden bazıları da suda çözünmüş materyallerin çökelmesiyle oluşmaktadır. Karstik alanlarda bol miktarda çözünmüş madde içeren suların buharlaşması sonucu karbondioksit ve kalsiyum karbonat açığa çıkmaktadır. Kalsiyum karbonatın çökelmesiyle birikinti şekilleri oluşmaktadır. Mağaraların tavanlarındaki sarkıtlar, tabanlarındaki dikitler, sarkıt ve dikit birleşmesiyle oluşan sütunlar çökelmeyle oluşan birikinti şekilleridir.
ayrıntılı çalışma http://www.suleymansen.com/?pnum=367&pt=T%C3%BCrkiye%27nin+Ma%C4%9Faralar%C4%B1

Travertenler, ülkemizdeki tipik travertenlerden biri Antalya Ovası’nda yer almaktadır. Buradaki travertenler basamaklar hâlindedir. En alçaktaki basamakla en yüksekteki basamak arasındaki yükseklik farkı 200 metreyi bulmaktadır. Denizli Pamukkale’deki  ve buraya yakın olan Karahayıt travertenleri ülkemizde turistik değeri olan travertenlerdendir.



Yorumlar - Yorum Yaz
Belki bir gün...
Kendin için,ailen için, devlet için ve hatta dünya için daha da önemlisi insanlık için kendini çok iyi yetiştir, geleceğe iyi hazırlan. Zira bunlardan biri, belki bir gün sana ihtiyaç duyabilir. 
                                   Süleyman ŞEN
VİZYONUMUZ
Dünya'yı bilen, onu önemseyen, barışçıl bireyler yetiştiriyoruz.
MİSYONUMUZ
Görevimiz; rehberi bilim olan, araştıran, sorgulayan, öğrenen ve kendini gerçekleştiren, hoşgörü ve manevi değerleri yüksek, toplumsal çürümeye panzehir olmuş, insanlığın olgunlaşmasını hızlandıran, evrensel değerleri fark etmiş ve içselleştirmiş, yaşanabilir bir dünya taraftarı olan bireylerin yetişmesine katkı sağlamaktır.
Anket
Okul Başarısında En Önemli Unsur Nedir?
Hava Durumu
Site Haritası