• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/profile.php?id=100001891930624
  • https://twitter.com/Suleymanshen
Menü Başlıkları
TÜRK EĞİTİM TARİHİ

İki bin yıllık Türk eğitim tarihide yer almış;

* uygulamalar
* sosyal yapılar,
* kişiler,
* kurumlar,
* programlar,
* belgeler,
* kitaplar,
* dönemler,
* kanunlar,
* yönetmelikler,
* müdürlükler,
* bakanlıklar,
* projeler,
* heyetler,
* kurslar,
* okullar,
* yayınlar,
* sınavlar, 
* dergiler,
* mecmualar, 
* bilim adamları
(raporlar hazırlayan)

Türk eğitim tarihinde yer almış bu unsurlar ara ara bu sitede özetler halinde yayınlanactır.
Takvim
En önemli ve en feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretle olur. (M.K. Atatürk)

Unutkanlık Nedenleri

Unutkanlık Nedenleri

Unutkanlık aslında büyük oranda psikolojik sorunlardan kaynaklanıyor. Ancak, organik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan unutkanlıklar da kişinin hayat standardını etkiliyor. Bir problem olarak unutkanlığın, gençlerde ve yaşlılarda ortaya çıkmasına göre farklı anlamlar taşıdığını söyleyen Acıbadem Hastanesi Bakırköy, Nöroloji Uzmanı Dr. Elif Ilgaz, unutkanlığın her yaş grubunda yaşanmasına karşın, belirgin yaşlarda ortaya çıkan hastalıkların unutkanlığa daha fazla neden olduğunu söyledi.
Gergin olan kişiler daha unutkan oluyor
Dr. Ilgaz, gençlerde ortaya çıkan unutkanlığın en büyük nedenini günlük yaşam stresine bağlayarak, yoğun iş temposunda çalışan ve beynine sürekli yeni bilgi kaydetmek durumunda kalan ve gergin olan kişilerin daha unutkan olabildiğini kaydetti.

Gençlerde unutkanlık troid ve B12 eksikliğine bağlı olabilir

Gençlerde ortaya çıkan unutkanlığın organik nedenlerine bakıldığında, ilk sıralarda troidin iyi çalışmaması ve B12 eksikliği geliyor. Dr. Ilgaz, unutkanlık nedeniyle gençleri hekime getiren korkuların başında "Alzheimer mıyım" endişesinin yattığını anlattı. Özellikle son dönemlerde toplumda alzheimer konusundaki bilgi düzeyinin yükselmesine paralel olarak böyle bir yanılgının da ortaya çıktığını belirten Ilgaz, "Unutkanlığın organik nedene bağlı olarak ortaya çıktığı durumların başında elbette alzheimer geliyor. Ancak alzheimer 60 yaş ve üzeri kişilerde ortaya çıkan bir durum. Bu yaşlardaki unutkanlığın da alzheimer olarak tanımlanabilmesi için, kişinin yakın hafızası etkilenmiş, söylediklerini tekrarlıyor, kişilik değişikleri ortaya çıkmış, hayal görmeye başlamış, uyku uyanıklık döngüsünün bozulmuş olması gerekiyor. Yani alzheimer yaşla birlikte ortaya çıkmakla birlikte yaşlılığın doğal sonucu değildir. Bu nedenle yaşlılıkta ortaya çıkan her unutkanlığı alzheimer olarak tanımlamak da yanlış olur" dedi.

Beslenme dikkat edilmeli

Hafif kognitif bozukluğu olan kişilerin alzheimer'e dönüşüp dönüşmeyeceği tam olarak bilinmiyor. Ancak diyabet, hipertansiyon gibi damar sağlığını bozan kronik hastalıkların etkin kontrol edilmesi unutkanlık gelişiminin önüne geçilmesi için önemli. Dr. Elif Ilgaz, kalp damar sağlığını koruma ve sağlıklı yaşam adına yapılacak her türlü çalışmanın unutkanlık üzerine pozitif etki yarattığını vurgulayarak, yüksek kolesterol, obezite, sigara içmek gibi yaşam stili değişikliği gerektiren durumlarda düzenli egzersiz yapmak, sigarayı bırakmak, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin etkili olabileceğini ifade etti.

Kişilik özelliği olabilir

Unutkanlığın aslında insana ait bir kişilik özelliği olduğunu ve her unutkanlıkta patolojik bir sonuç aramanın doğru olmadığını anlatan Acıbadem Etiler Polikliniği Psikiyatri Uzmanı Dr. Özay Özdemir ise, ağırlıklı nedeni psikolojik olan unutkanlığı "ağrı"ya benzetti. Ağrının çoğu kez bir sorunun bulgusu olabildiği gibi, unutkanlığın da bazı durumlarda psikolojik bir semptom olabileceğine dikkat çeken Dr. Özdemir, kişinin unutmasının ruhsal sağlığını koruyucu bir işlev gösterebildiğini de vurguladı.

Unutkanlık sosyal yaşamı etkiliyorsa...

Sosyal hayatını etkileyen unutkanlık sorununda nedenini bulmaya çalıştıklarını söyleyen Dr. Özdemir, gerçekleştirdikleri süreçle ilgili şunları söyledi; "Buradaki ilk ayrım, sorunun psikolojik ya da organik bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı oluyor. Herhangi bir organik nedene bağlı olduğuna dair bir şüphe de olsa kişi nörolojik değerlendirilmeye alınıyor. Bazen hem psikolojik hem de organik nedenler unutkanlığa kaynak olabiliyor. Bu ayrımı hastayla konuşarak da tespit etmek mümkün olabiliyor. Ancak bu noktada hastanın yaşı, yaşadığı kültür, ortam, bulunduğu durum, bu sürecin içinde olduğu durum gibi farklı parametreler değerlendirilerek sonuca varılmaya çalışılır. Örneğin gelen kişi 60 yaşın altındaysa organik nedenlerden uzaklaşılıyor."

Stres unutkanlığı artırıyor

Özellikle büyük şehirlerde yoğun stres altında yaşayan kişilerde, hemen her yaş grubunda unutkanlık gözlenme ihtimali yüksek oluyor. Ancak burada göreceli bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü büyük şehirlerde ve daha sistematik bir yaşam tarzı olan kişilerin yaşayacağı unutkanlıklar onların yaşamlarını birebir etkilediği için bu grup hekime daha çabuk geliyor.
Ancak hayatı bu kadar sistematik olmayan, örneğin köyde yaşayan bir kişinin yaşayacağı bir unutkanlık onun gündelik yaşantısı üzerinde çok büyük olumsuzluklar yaratmayacağı için farkında olmadan bu durumu yaşıyor olabilir. Bu nedenle unutkanlığın yoğun olarak görüldüğü kesimleri sıralarken burada bir görecelilik söz konusu. Unutkanlığın psikolojik altyapısı değerlendirildiğinde ortaya öncelikle depresyon ve anksiyete çıkıyor. Yani unutkanlık nevrotik bir semtom olarak ortaya çıkmamışsa büyük oranda altta yatan neden depresyon oluyor.Psikiyatride en sık görülen bozukluklar olan anksiyete bozuklukları, psikolojik gerilim, kaygı, nedensiz korku olarak tanımlanıyor ve anksiyete bozukluklarının altına çeşitli hastalıklar giriyor. Bunların başında da panik bozukluğu geliyor. Bu nedenle panik yaşayan kişilerde de unutkanlık gözlenebiliyor.

Anksiyete ve depresyon

Unutkanlığın anksiyete bozukluklarında ve depresyonda ortaya çıkış nedenlerini açıklayan Dr. Özdemir, "Unutkanlık her iki durumda da ya, temel bir psikolojik mekanizmayla birlikte sonradan bir semptom olarak ortaya çıkar, ya da diğer belirtiler unutkanlığa neden olur. Her iki hastalıkta da kişinin dikkatini bir noktaya toplaması güçtür, konsantrasyon güçlüğü yaşar. Beyninde birçok şey dolaşır ve karmaşa halindedir, bunun sonucunda kişide unutkanlık ortaya çıkar. Bazı ruhsal yapılar unutkanlık semptomunun ortaya çıkmasına eğilimlidirler. Ancak hangi kişilik yapısında olursa olsun anksiyete ve depresyon yaşıyorsa büyük oranda unutkanlık sorunuyla karşı karşıya kalacak demektir" diye konuştu.

Rahatsızlığın tedavisi

Unutkanlık şikayeti ile gelen kişilerin büyük çoğunluğunda neden, depresyon ve anksiyete bozukluğu olduğu için tedavi de buna göre şekilleniyor. Yani ilaç tedavisi ve psikoterapi uygulanarak çözüm buluyor. Unutkanlık yaşayan kişilerde sorun ne olursa olsun kendileri için ayıracakları zamanın son derece önemli olduğunu söyleyen Dr. Özdemir, bu anlamda tatil yapmanın faydalı olabileceğini dile getirdi. Gün içinde de sadece kendinizle kalabileceğiniz herhangi bir farklı aktiviteyle düşüncelerden bir nebze de olsa uzaklaşmak ve dikkat ve konsantrasyonu farklı noktalara odaklamak, arkadaş grupları oluşturarak paylaşımda bulunmak da yarar sağlayan basit çözüm önerileri olarak sıralanıyor.

Unutkanlara öneriler...

· Aklınıza çok şey tutmaya çalışmayın, notlar almaya çalışın, bunu alışkınlık haline getirin,
· Stresinizi azaltıcı aktiviteler geliştirin,
· Düzenli spor yapmaya çalışın,
· Beslenmenize dikkat edin,
· Sevdiğiniz insanlarla bir araya gelip, sizi mutlu edecek şeylerle uğraşın,
· Günlük yaşantınızda çok yoğun stres içindeyseniz, uykusuzluk, yorgunluk, sık ağlama, hayattan zevk almama gibi şikayetleriniz varsa psikiyatrla mutlaka görüşün.
Beyin üzerinde çalışmalarını sürdüren bilimadamlarına göre, beynin saklama kapasitesi konusu halâ gizini koruyor. Harvard Üniversitesi psikoloğu Daniel Schacter, 1996′da yazdığı ”Belleğin Peşinde”adlı kitabında, bir arkadaşla öğle yemeğine çıkmak gibi basit bir işi gerçekleştirmek için bile, yoğun bir zihinsel faaliyetin sürdürüldüğünü söylüyor. Önce arkadaşın dış görünümüne ilişkin bellek kayıtları taranacak; sonra restoran seçilecek; daha sonra seçilen restorana giden güzergah saptanacak vs.Öncelikle beynin bilgisayardan farklı olduğunu akıldan çıkartmamak gerek; ancak aralarındaki parallelliği de gözardı etmemekte fayda var. Bu analojiden yola çıkarak beyni inceleyen bilimadamları, masaüstü bilgisayarında olduğu gibi beyinde de iki tip bellek olduğunu belirtiyor: ”Cari bellek”şu andaki bilgileri depolar; ”Uzun vadeli bellek”ise bunları ilerisi için saklar.Yaygın kanının aksine beyin her şeyi kaydedip, daha sonra kullanmak üzere beynin kıvrımları arasına gömmez. Cari bellekteki kayıtlar, bilgisayarın RAM’ine (Random-access memory) benzer ve hemen silinip gider. Cari bellek, basit hesaplamaları yapmaya veya çevirdikten sonra unutulan telefon numaralarını anımsamanıza yardım eder. Yine RAM gibi uzun süreli kayıt yapmaksızın analiz ve keşiflerde bulunmanıza olanak sağlar.Uzun vadeli bellek, sabit disk (veya sürücü) gibi çalışır. Eski bilgi ve deneyimleri, beynin “serebral korteks” denilen bölgesinde saklar. Korteks adı verilen beynin dış kısmı, 10 milyar civarında sinir hücresini barındırır. Bu hücreler elektriksel impuls ve kimyevi maddeler aracılığı ile birbiriyle iletişim kurar.Bir görüntü, bir ses veya bir fikir algılandığı zaman bu nöronların içinde özel bir alt grup harekete geçer ve her zaman bunlar orjinal konumlarına geri dönmezler. Onun yerine, birbirleriyle olan bağlantılarını güçlendirirler. Bu durumda, bu ağı harekete geçiren herhangi bir şey, orijinal algıyı bellek olarak öne çıkartır.”Bizim, anı olarak değerlendirdiğimiz her şey, sinir hücrelerinin son aldığı bağlantı şekillerinden başka birşey değildir”diye konuşan Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Bellek Hastalıkları Kliniği Başkanı Dr. Barry Gordon, belleğin çalışma şekline ilişkin şu bilgileri veriyor: ”Her yeni anı, korteksin tamamını saran binlerce nöronu devreye sokar. Eğer bu anı hemen kullanılmaz ise hızlı bir şekilde silinip gider. Oysa sık aralıklarla kullanılan anı bağlantıları, doku içinde daha derinlere işleyerek yerini sağlamlaştırır.”İstenirse bazı anılar, uzun vadeli belleğe atılabilir. Bunun yolu alıştırma yapmaktır. Ne var ki bellekten bir bilgiyi çıkartmak veya ilave etmek bilinçle yapılmaz. Hipokampus denilen beynin iç kısmındaki iki parçalı küçük organ, bu çıkartma veya ekleme işlemini otomatik olarak yapar.Bilgisayarın klavyesine benzeyen hipokampus, kumanda masası gibidir. Nöronlar, kendilerine ulaşan bilgileri hipokampusa gönderir. Hipokampus buna olumlu yanıt verirse nöronlar daha kalıcı bir ağ örmeye başlar. Ancak ”geç”işareti verilmez ise deneyim sonsuza dek silinir gider.Hipokampus’un verdiği karar iki önemli faktöre bağlıdır. İlki, bilginin duygusal bir önem taşıyıp taşımamasıdır. Bu bağlamda beyin, ilgi alanına giren konular dahilinde kendine özel bir dünya kurar ve bu dünyada belirleyici etken duygulardır.İkinci faktör, beyne giren bilginin daha önceki bilgilerle bir bağlantısının olup olmamasıdır. Bilgisayar, aralarında bağlantı olan bilgileri ayrı ayrı depolar; oysa beyin, bilgiler arasında bağlantı kurmak için didinir durur. Beyin, kısaca, yeni bilgileri daha önce varolan bilgilerin ağına düşürmek için çabalar. Bu durumda bilginin kaydedilmesi, eğitim ve kültür farkına bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterir.Beyin, ileride kullanma şansı en yüksek olan bilgileri depolayarak yaşanabilir bir dünya yaratmaya çalışır. Columbia Üniversitesi’den sinirbilimci Eric Kandel, bu olguyu şöyle açıklıyor: ”Günlük yaşamda karşılaştığımız çerçöp bilgiyi yolumuzun üzerinden çekerek dikkatimizi önemli olanlar üzerinde yoğunlaştırırız. Her şeyi anımsayabilmek Tanrı’nın bir lütfu gibi görünse de sonuç hiç de iç açıcı değildir.Mesleki yaşamımda insanüstü belleğe sahip kişiler tanıdım. Bu kişiler, bir olayla ilgili her türlü ayrıntıyı hatırlarlar. Sayılar ve sözcükler konusunda harika bir belleğe sahiptirler. Ancak bunların pek çoğu soyut düşünce konusunda çok büyük sorunlar yaşar. Deneyimlerini filtreden geçirme yeteneğinden yoksun olan bu kişiler, olaylardan anlamlı bir sonuç çıkaramazlar.”Ne Yediğini UnutmakConnecticut’ta bir fabrikada işçi olarak çalışan H.M.’nin 1953 yılında tıbbi kayıtlara geçen durumu yeralıyor. O tarihte 27 yaşında olan H.M. şiddetli sara nöbetleri geçirmektedir. Cerrahlar, faydası olur umuduyla H.M.’nin hipokampusunu ameliyatla çıkartırlar. Ameliyat, H.M.’nin sara nöbetlerinin şiddetini azaltırken, belleğinde varolan bilgilere zarar vermez. Ne var ki H.M.’nin belleği bu tarihten sonra kayıt yapma yeteneğini yitirir. Sabah kahvaltısında ne yediğini anımsamak bir yana kimse ile dostluk kuramaz.Boston Üniversitesi araştırmacıları 1993 yılında bu vaka ile ilgili şunları söylüyordu: ”Ameliyatından 40 yıl sonra H.M. ne yaşını, ne de yaşadığı yeri biliyor. Günlük tarihi bile söylemekten aciz.”Hipokampusu devreden çıkartmanın tek yolu ameliyat değil. Alzheimer da organı yavaş yavaş bozar ve yeni anıların oluşmasını engeller. Normal yaşlanma süreci de belleğin zayıflamasına yolaçar.Otopsi raporlarına göre 60 ve 70 yaşlarında, her on yılda bir beyin, kütlesinin %5 ile 10′unu yitirir. Görüntü testleri de hipokampus ve frontal korteksin giderek faaliyetini yitirdiğini gösteren önemli tekniklerdir. Dolayısıyla gençler yaşlılara oranla bellek testlerinde daha başarılıdırlar.
Bugün uzmanlar, bellek testlerindeki bu farkın, kaygı uyandıracak kadar önemli olmadığını kaydediyor. Uzmanlara göre alzheimer veya damar hastalıkları gibi özel bir hastalık söz konusu olmadıkça, yaşlılık düşünüldüğü kadar belleğe zarar vermez; en kötü ihtimale göre kayıt ve anımsama hızı düşer ve ufak yanılgılar meydana gelir. Örneğin bellek testlerinde yaşlıların aldığı ortalama puanlar, yaş ilerledikçe düşmekle birlikte, bazı seksenliklerin kolej öğrencilerinden daha yüksek puanlar aldığı da görülmüştür.


Yorumlar - Yorum Yaz


Belki bir gün...
Kendin için,ailen için, devlet için ve hatta dünya için daha da önemlisi insanlık için kendini çok iyi yetiştir, geleceğe iyi hazırlan. Zira bunlardan biri, belki bir gün sana ihtiyaç duyabilir. 
                                   Süleyman ŞEN
VİZYONUMUZ
Dünya'yı bilen, onu önemseyen, barışçı bireyler yetiştiriyoruz.
MİSYONUMUZ
Görevimiz; rehberi bilim olan, araştıran, sorgulayan, öğrenen ve kendini gerçekleştiren, hoşgörü ve manevi değerleri yüksek, toplumsal çürümeye panzehir olmuş, insanlığın olgunlaşmasını hızlandıran, evrensel değerleri fark etmiş ve içselleştirmiş, yaşanabilir bir dünya taraftarı olan bireylerin yetişmesine katkı sağlamaktır.
Hava Durumu
Anlık
Yarın
27° 35° 21°
Site Haritası