DOĞAL AFETLER - AFETLER
DOĞAL; Doğanın işleyişi içerisinde olan, kendiğinde olan, AFET; yıkıcı, zarar veren, can yakan, o halde "doğal afet" can, mal ve doğal kaynak kayıplarına neden olan doğa olaylarına doğal afet denir. Oluşumuna insanların neden can ve mal kayıplarına da "afet" denir.
Doğal afetlerin genel özellikleri:
- Bazı doğal afetler daha sık, bazıları daha seyrek vuku bulur,
- Oluşumları doğa olayları ile ilişkilidir,
- Can, mal ve doğal kaynak kaybına yol açarlar,
- Bir doğal afet başka bir doğal afete neden olabilir(depremler tsunamilere ve çığlara neden olabilir),
- Mal ve can kayıpları doğal olayların sıklığı ile değil etkisi ile paralelldir(en sık doğal afetler sel ve taşkınlar olmasına karşılık en çok kayıplara depremler neden olmaktadır)
DOĞAL AFETLER- AFETLER NELERDİR?
| JEOLOJİK ve JEOMORMOLOJİK AFETLER | KLİMATOLOJK ve HİDROLOJİK AFETLER | BİYOLOJİK AFETLER | TEKNOLOJİK AFETLER | SOSYAL AFETLER |
| Depremler | Sıcak-Soğuk Hava Dalgası | Orman Yangınları | Biyolojik-kimyasal ve nükleer silahların kullanımı | Savaşlar |
| Volkanik Faaliyetler | Sel ve Taşkınlar | Erozyon | Maden kazaları | Yangınlar |
| Heyelan | Kuraklık | Salgınlar | Santral Kazaları | Terör |
| Kaya Düşmesi | Dolu | Böçek İstilaları | Ulaşım Kazaları | Göç |
| Çamur Akıntısı | Hortum | |||
| Tsunami | Yıldırım Düşmesi | |||
| Çığ-Buzlanma | ||||
| Aşırı Yağışlar | ||||
| Fırtına-Kasırga |
TÜRKİYE'NİN JEOMORFOLOJİSİ YANİ “YER ŞEKİLLERİ” DOĞAL AFETLERİN SIKLIĞINI VE ŞİDDETİ ÜZERİNE OLAN ETKİSİ
Türkiye'nin yer şekilleri ve arazi yapısı, doğal afetlerin hem sıklığını hem de şiddetini artıran en temel faktörlerden biridir. Ülkemizin sahip olduğu engebeli ve dağlık yapı, özellikle kütle hareketleri, sel ve çığ gibi felaketlerin oluşumunda belirleyici bir rol oynamaktadır.
Türkiye'nin yer şekillerinin doğal afetler üzerindeki etkilerini şu başlıklar altında detaylandırabiliriz:
Kütle Hareketleri (Heyelan ve Kaya Düşmesi)
Türkiye'de doğal afetlerin yaklaşık %20'sini oluşturan kütle hareketleri, doğrudan yer şekilleriyle ilişkilidir.
Eğim Faktörü: Yer şekillerinde eğimin fazla olması, heyelan riskini doğrudan artıran en önemli unsurdur. Yamaç dengesinin bozulması ve tabakaların eğime paralel uzanması, büyük arazi parçalarının yer değiştirmesine neden olur.
Bölgesel Dağılım: Bu nedenle heyelanlar en çok eğimin ve engebenin yüksek olduğu Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde görülmektedir.
Kaya Yapısı: Geçirimliliği az olan killi ve tüflü depoların yaygın olduğu sahalarda yer şekilleri heyelanı tetiklerken; Nevşehir, Kayseri ve Erzincan gibi bölgelerde dik yamaçlar kaya düşmesi riskini artırır.
Sel ve Taşkınlar
Sel ve taşkınların şiddeti üzerinde yüzey şekilleri ve eğim şartları merkezi bir öneme sahiptir.
Engebeli Arazi: Ülkemizde sel felaketinin en fazla Karadeniz Bölgesi'nde görülmesinin ana nedenlerinden biri, bölgenin oldukça engebeli ve dik yamaçlı bir yapıya sahip olmasıdır.
Havza Yapısı: Akarsu yataklarının eğim şartları, yağışla gelen suyun hızını ve tahrip gücünü (şiddetini) belirler. Ayrıca kuru dere yataklarının yerleşime açılması gibi insan müdahaleleri, doğal yer şekillerinin fonksiyonunu bozarak afetin boyutunu büyütür.
Çığ Olayları
Çığ, Türkiye'nin dağlık ve yüksek kesimlerinde ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Eğim Derecesi: Çığ olayları genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık arazilerde ve vadi yamaçlarında meydana gelir. Özellikle 28 ile 45 derece arasındaki eğimler, çığ oluşumu için en riskli değerler olarak kabul edilir.
Yüksek Dağlık Alanlar: Bu coğrafi özellikler nedeniyle çığ riski en çok Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve Karadeniz'in iç kesimlerinde yoğunlaşmıştır.
Depremler ve Tektonik Yapı
Doğrudan bir "yer şekli" sonucu olmasa da, Türkiye'nin jeolojik yapısı yer şekillerinin oluşumunu ve deprem riskini beraber şekillendirmiştir.
Levha Hareketleri: Türkiye, Arap levhasının Anadolu Yarımadası'nı sıkıştırması sonucu oluşan aktif fay hatları üzerindedir.
Dağ Kuşakları: Kuzey ve Güney Anadolu dağ sıralarını takip eden fay hatları (Kuzey Anadolu ve Güney Anadolu Deprem Kuşakları), ülkenin morfolojik yapısı ile deprem kuşakları arasında bir paralellik oluşturur.
Özetle, Türkiye'nin dağlık, engebeli ve yüksek eğimli yapısı; erozyon, heyelan, çığ ve sel gibi afetlerin etkisini ve görülme sıklığını doğrudan artırmaktadır. Yapılan çalışmalara göre, yer şekilleri bu doğa olaylarının yıkıcı birer "afete" dönüşmesinde kritik bir zemin hazırlamaktadır.
TÜRKİYE’DE BEŞERİ FAKTÖRLER VE NÜFUS ARTIŞININ DOĞAL AFETLER ÜZERİNE ETKİLERİ
Türkiye'de doğal afetlerin yol açtığı can ve mal kayıplarının artmasında hızlı nüfus artışı ve beşeri müdahaleler kritik bir rol oynamaktadır. İnsan faaliyetleri, doğanın dengesini bozarak afetlerin hem oluşum riskini hem de yıkıcı etkisini doğrudan etkilemektedir.
Beşeri faktörlerin ve nüfus artışının doğal afet risklerini artırma yolları şu şekilde detaylandırılabilir:
Yanlış Yerleşme ve Hızlı Nüfus Artışı
Düzensiz Gelişme: Hızlı nüfus artışı, yerleşim yerlerinde düzensiz gelişmelere neden olmakta ve bu durum doğal afetlerden alınan zararları artırmaktadır.
Riskli Alanların İskanı: Sel ve taşkın riski taşıyan bölgelerin yerleşime açılması, mezra tipi yerleşim birimlerinin çığ tehdidi altındaki yamaçlara kurulması felaketlere davetiye çıkarmaktadır,.
Yapı Kalitesi: Özellikle deprem bölgelerinde can kaybının derecesi sadece depremin şiddetine değil, binalarda kullanılan yapı malzemesinin kalitesine ve yerleşim yerinin seçimine de bağlıdır.
Arazi Kullanımı ve Mühendislik Hataları
Dere Yataklarına Müdahale: Akarsu yataklarının su akışını önleyecek şekilde kullanılması, kuru dere yataklarının doldurularak yol haline getirilmesi ve akarsu havzalarına sanayi tesislerinin kurulması sel baskınlarının temel nedenlerindendir.
Yol ve Altyapı Çalışmaları: Yol yapımı gibi faaliyetler sırasında yamaç denge profilinin bozulması, özellikle eğimli arazilerde heyelan riskini tetiklemektedir.
Atık Yönetimi: Akarsu yataklarına çöp ve moloz dökülerek yatakların daraltılması, yağış anında taşkınların şiddetini artırmaktadır.
Doğal Bitki Örtüsünün Tahribatı
Orman ve Mera Kaybı: Ormanların ve meraların tahrip edilmesi; erozyon, sel ve heyelan gibi afetlerin oluşumunu hızlandırmaktadır,.
Artan Yangın Riski: Türkiye'deki orman yangınlarının %96'sı insan eliyle çıkmaktadır. Beşeri kaynaklı bu yangınlar, doğal ekosistemi bozarak diğer afetlere (erozyon vb.) de zemin hazırlamaktadır.
Günlük Faaliyetler ve Titreşimler
Çığ Tetikleyicileri: Dağlık bölgelerdeki ulaşım araçlarının gürültüsü, kayakçılar veya silah sesi gibi beşeri nedenlere bağlı titreşimler, birikmiş kar kütlelerini harekete geçirerek çığ olaylarına neden olabilmektedir.
Özetle, doğal süreçlerin birer "afete" dönüşmesinde insan faktörü belirleyicidir. Kaynaklar, insan kökenli afetlerin sayısının ve etkisinin giderek arttığını, özellikle erozyon, sel ve orman yangınları gibi olaylarda bu etkinin daha belirgin olduğunu vurgulamaktadır
BÖLGELERE GÖRE TÜRKİYE'DE EN ÇOK MEYDANA GELEN DOĞAL AFETLERLE
Türkiye'de doğal afetler, bölgelerin yer şekilleri, iklim özellikleri ve jeolojik yapılarına göre farklılık göstermektedir. Bölgelere göre öne çıkan doğal afetler şunlardır:
Karadeniz Bölgesi
Sel ve Taşkınlar: Türkiye'de sel ve taşkın olaylarının en fazla görüldüğü bölgedir. Bunun temel nedenleri her mevsim bol yağış alması ve arazinin engebeli yapısıdır.
Heyelan: Özellikle Doğu Karadeniz, heyelanların en sık yaşandığı yerlerin başında gelir. Eğimli arazi ve toprağın suya doygun hale gelmesi bu riski artırır.
Çığ: Bölgenin iç kesimlerinde engebeli ve dağlık yapı nedeniyle çığ olaylarına rastlanmaktadır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri
Çığ: Türkiye'de çığ olayının en fazla görüldüğü bölgelerdir. Dağlık arazi yapısı ve yoğun kar yağışı, özellikle bu bölgelerdeki mezra tipi yerleşimleri tehdit etmektedir.
Heyelan ve Kaya Düşmesi: Doğu Anadolu, heyelanların en çok görüldüğü bölgelerden biridir. Ayrıca Erzincan çevresinde kaya düşmesi olayları sıklıkla yaşanmaktadır.
Akdeniz ve Ege Bölgeleri
Orman Yangınları: Türkiye'deki orman yangınlarının %90'ı Akdeniz ve Ege sahillerinden İstanbul'a kadar uzanan kıyı bandında meydana gelmektedir. Yaz kuraklığı ve yüksek sıcaklıklar bu bölgeyi en riskli alan haline getirmektedir.
Deprem: Batı Anadolu Deprem Kuşağı, Güney Marmara'dan başlayarak Ege Bölgesi'ndeki çöküntü ovalarını takip eder ve bu bölgede yüksek deprem riski oluşturur.
İç Anadolu Bölgesi
Kaya Düşmesi: Özellikle Nevşehir ve Kayseri dolaylarında yer şekilleri ve kaya yapısına bağlı olarak kaya düşmesi olaylarına sıkça rastlanmaktadır.
Deprem Kuşakları (Genel Dağılım)
Depremler belirli bir bölgeyle sınırlı kalmayıp üç ana kuşak üzerinden ülkenin büyük bir kısmını etkilemektedir:
Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı: Saros Körfezi'nden Van Gölü'nün kuzeyine kadar uzanan hat.
Batı Anadolu Deprem Kuşağı: Ege Bölgesi ve Güney Marmara.
Güney Anadolu(Doğu Anadolu) Deprem Kuşağı: Hatay'dan başlayıp Van Gölü'nün güneyine kadar devam eden hat.
Özetle; Karadeniz'de su ve kütle hareketleri (sel, heyelan), Doğu Anadolu'da kar ve kütle hareketleri (çığ, heyelan), Akdeniz ve Ege'de ise iklim kaynaklı yangınlar ve tektonik kaynaklı depremler en baskın doğal afetlerdir.
DOĞAL AFETLERİN TÜRKİYE EKONOMİSİNE VE SOSYAL YAPISINA OLAN ETKİLERİ
Türkiye'de doğal afetler hem ekonomik yapı hem de sosyal yaşam üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakmaktadır. Bu etkiler sadece doğrudan meydana gelen hasarlarla sınırlı kalmayıp, altyapıdan toplumsal yerleşim düzenine kadar geniş bir alanı kapsamaktadır.
Doğal afetlerin Türkiye ekonomisine ve sosyal yapısına etkilerini şu başlıklar altında inceleyebiliriz:
Ekonomik Etkiler
Doğal afetler, ülkenin kalkınma kaynaklarının önemli bir kısmının hasar onarımı ve kayıpların telafisine ayrılmasına neden olur.
En Büyük Maddi Kayıplar: Ülkemizde depremlerden sonra en büyük ekonomik kayıplara neden olan afetler sel ve taşkınlardır.
Altyapı ve İletişim Hasarları: Özellikle çığ gibi afetler; enerji ve iletişim hatlarının kopmasına, yolların kapanmasına ve ulaşım ağının felç olmasına yol açarak ticari ve ekonomik faaliyetleri durma noktasına getirir.
Mal ve Kaynak Kaybı: Afetler sadece binalara zarar vermekle kalmaz; tarım alanları, ormanlar (doğal kaynaklar) ve sanayi tesisleri de bu süreçte büyük zarar görür. Özellikle akarsu havzalarına kurulan sanayi tesislerinin selden etkilenmesi üretim zincirini bozar.
Sosyal Yapıya Etkileri
Afetlerin toplumsal boyuttaki en ağır faturası can kayıpları ve yaşam düzeninin bozulmasıdır.
Can Kayıpları: Depremler, kütle hareketleri ve çığ olayları her yıl ciddi miktarda can kaybına yol açmaktadır. Kaynaklar, en sık görülen afet sel olsa da, en çok can kaybına depremlerin neden olduğunu belirtmektedir.
Yerleşim ve Nüfus Sorunları: Hızlı nüfus artışı ve yerleşim yerlerindeki düzensiz gelişmeler, afetlerin sosyal maliyetini artıran temel unsurlardır. Afet riski altındaki alanların (dere yatakları, çığ yamaçları) yerleşime açılması, toplumsal dayanıklılığı zayıflatmaktadır.
Sosyal Afetler ve Göç: Kaynaklarda; göç, savaş ve terör gibi olaylar "sosyal afetler" kategorisinde değerlendirilmektedir. Büyük doğal afetler sonrasında yaşanan zorunlu göçler, hem terk edilen hem de göç edilen bölgenin sosyal yapısında köklü değişimlere neden olur.
Psikolojik ve Fiziksel Çevre: Afetler, doğal ekosistemlere zarar vererek insanların yaşam çevresini tahrip eder ve toplumsal refahı olumsuz etkiler.
Hasarın Boyutunu Belirleyen Beşeri Faktörler
Afetlerin ekonomik ve sosyal etkisinin şiddeti, sadece doğa olayının büyüklüğüne değil, toplumun hazırlık seviyesine de bağlıdır:
Yapı Kalitesi: Depremlerin yarattığı hasar derecesi, binalarda kullanılan yapı malzemesinin kalitesiyle doğrudan ilişkilidir.
Konum Seçimi: Şehir merkezlerinin fay hatlarına uzaklığı veya riskli arazilerde (yumuşak zemin, eğimli yamaç) yerleşim kurulması, ekonomik ve sosyal kaybın miktarını belirler.
Özetle, doğal afetler Türkiye'de ekonomik kaynakların israfına, altyapının çökmesine ve telafisi mümkün olmayan can kayıpları ile toplumsal travmalara yol açmaktadır.
AFET RİSKLERİNİ AZALTMAK İÇİN BİREYLERE VE DEVLETE DÜŞEN SORUMLULUKLAR
Türkiye'de doğal afetlerin yol açtığı can ve mal kayıplarını en aza indirmek için hem devlete hem de bireylere önemli sorumluluklar düşmektedir. Afet zararlarının derecesi sadece doğa olayının şiddetine değil, aynı zamanda beşeri tercihlere ve hazırlık düzeyine bağlıdır.
Afet risklerini azaltmak için belirlenen sorumluluklar şu şekilde kategorize edilebilir:Devletin Sorumlulukları
Devlet, planlama, denetim ve altyapı yönetimi yoluyla afet risklerini yönetmekle yükümlüdür:
Yerleşim Planlaması: Hızlı nüfus artışı ile ortaya çıkan düzensiz yerleşmelerin önlenmesi ve yerleşim yerlerinin güvenli alanlarda kurulması devletin temel görevidir.
Riskli Alanların Denetimi: Sel ve taşkın riski taşıyan havzaların, çığ tehlikesi altındaki yamaçların ve fay hatlarının yerleşime açılmaması için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Altyapı ve Mühendislik: Kuru dere yataklarının doldurularak yol haline getirilmesi gibi hatalı uygulamalardan kaçınılmalı ve akarsu yataklarının akışını engelleyecek yapılaşmalara izin verilmemelidir.
Yapı Denetimi: Binaların deprem yönetmeliğine uygun, kaliteli yapı malzemeleri ile ve zemin yapısına uygun şekilde inşa edilmesini denetlemelidir.
Doğal Kaynakların Korunması: Ormanların ve meraların tahrip edilmesini önlemek; erozyon, sel ve heyelan riskini azaltmak adına kritik bir devlet politikasıdır.
Yangın Önlemleri: Orman yangınlarıyla mücadele için su imkânı olmayan yerlerde yangın havuzları gibi teknik altyapılar oluşturulmalıdır.
Bireylerin Sorumlulukları
Bireyler, hem kendi güvenliklerini sağlamak hem de çevreye verdikleri zararı minimize ederek afet riskini azaltabilirler:
Konut Güvenliği: Bireyler konut inşa ederken veya seçerken, binanın yapı malzemesi kalitesine ve yerin yapısına (fay hatlarına uzaklık vb.) dikkat etmelidir.
Çevre Bilinci ve Kirlilik: Akarsu yataklarına çöp ve moloz dökerek yatakların daralmasına ve dolayısıyla sel felaketlerine yol açacak davranışlardan kaçınılmalıdır.
Yangınlara Karşı Hassasiyet: Türkiye'deki orman yangınlarının %96'sı insan eliyle çıkmaktadır. Bu nedenle ormanlık alanlarda ateş yakılmaması ve yangına sebebiyet verecek ihmallerden kaçınılması bireysel bir zorunluluktur.
Tetikleyici Faaliyetlerden Kaçınma: Çığ riski olan dağlık bölgelerde gürültü, silah sesi veya araç gürültüsü gibi titreşimlere neden olan faaliyetlerin çığa yol açabileceği unutulmamalıdır.
Müdahaleyi Engellememek: Tarım arazilerinin ve doğal bitki örtüsünün korunması, sel ve erozyon riskini azaltmak için bireylerin uyması gereken sorumluluklar arasındadır.
Genel Değerlendirme
Afetlerin etkilerinin azaltılması; devletin bilimsel verilere dayalı planlama ve denetim yapması, bireylerin ise bilinçli ve kurallara uyan bir tutum sergilemesi ile mümkündür. Yapılan çalışmalar, insan kökenli afetlerin sayısının ve etkisinin giderek arttığını vurgulayarak bu sorumlulukların hayati önem taşıdığına dikkat çekmektedir.
| TÜRKİYE'DE DOĞAL AFETLER VE AFETLER DAİR BİLİNMESİ GEREKEN HUSUSLAR |
| 1 | Afet ve doğal afetlerin farkı, içeriği | 8 | Afet ve doğal afetlerin ekonomiye ve sosyal yaşama etkileri |
| 2 | Afet ve doğal afetlerin oluşum nedenleri | 9 | Depremler, deprem hatları, ekonomik ve sosyal etkileri, sonuçları |
| 3 | Afet ve doğal afetlerin oluşum kökenleri | 10 | Türkiye'yi yakın zamanda daha çok etkilemesi beklenen doğal afetler ve nedenleri |
| 4 | Afet ve doğal afetlerin dağılışı | 11 | Türkiye'nin heyelan bölgeleri, çığ bölgeleri, sel ve taşkın bölgeleri, |
| 5 | Afet ve doğal afetlerin etkilerinin azaltılması için devlet ve bireylere düşen sorumluluklar | 12 |
Türkiye'de yavaş gelişen doğal felaketler; erozyon, kuraklık ve çölleşme |
| 6 | Afet ve doğal afetlerin bölgelere göre dağılışı | 13 | Afet ve doğal afetlerden korunma yolları |
| 7 | Afet ve doğal afetlerin etkileri, sonuçları | 14 | Kıyılardaki tehlike; tsunami, nedenleri |
Türkiye'de doğal afetlerin/afetlerin genel özellikleri:
- Türkiye'de doğal afetler ve afetler genelde bölgelere göre farklılık gösterir.
- Türkiye'nin yerşekilleri doğal afetlerin artmasında etkendir, Heyelan, çığ, erozyon, sel gibi doğal afetlerin etkisini artırır.
- Türkiye coğrafyasında doğal afetlerin çeşitliliği ve şiddeti zaman içinde değişim içindedir. Erozyon, sel, fırtına ve kuraklık giderek artmakta olan doğal afetlerdir.
- İnsan kökenli doğal afetlerin de sayısı ve etkisi giderek artmakta. Hava ve çevre kirliliği, erozyon, orman yangınları bunlara örnek olabilirler.
Türkiye'de orman yangınlarının dağılışı👇
Türkiye'de sel ve su baskınlarının dağılışı👇
Türkiye'de çığ oluşumu ve dağılışı👇
Türkiye'nin heyelan bölgeleri 👇
EK KAYNAKLAR
Türkiye'de doğal afetler konulu temel video izle
TÜRKİYE METEOROLOJİK AFETLER DEĞERLENDİRMESİ (2010-2021)
Öz değerlendirme1;konu sınavını yaparak kendinizi değerlendirebilirsiniz
Öz değerlendirme2;konu sınavını yaparak kendinizi değerlendirebilirsiniz
Anasayfa